Archive for kadın sağlık

Mutlaka Tüketilmesi Gereken 30 Gıda

Gelişimimiz için tüketilmesi gerekli 30 besin maddesi… Vücudumuz için gerekli 30 besin maddesi…

Uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı bilinçli ve dengeli beslenmektir. Bu nedenle yiyeceğiniz besinleri sevdiğiniz için değil gerekli olduğu için seçmelisiniz.

İşte yaşamınız boyunca vazgeçemeyeceğiniz 30 besin;

1. Kinoa: 9 gerekli amino asit içeren kinoa, tam bir proteindir.

2. Bulgur: Lifle dolu olan bulgur lezzetlidir ve iştah açıcıdır. Bulgur ile lezzetli pilavlar yapabilirsiniz.

3. Sardalye bol miktarda protein, kalsiyum ve Omega-3 yağ asitleri içerir.

4. Karalahana: Kalsiyum, beta-karoten ve C vitamini içeren karalahanayı patates kızartmasına alternatif olarak tüketebilirsiniz.

5. Pazı: Yeşil yapraklı bir başka sebze olan pazı, vücudunuza kalsiyum ve lif sağlar. Ispanaktan sıkıldığınızda pazı yiyebilirsiniz.

6. Mantar: Kadınlarda östrojen hormonu seviyesini düzenlemeye yardım ederek göğüs kanserine karşı korur.

7. Arpa: Bol lif içeren arpa kolesterolle savaşır.

8. Fıstık ve badem yağı: Kalp dostu tekli doymamış yağlar, protein bakımından zengin lezzetlerdir.

9. Yulaf unu: Kalp hastalığına karşı savaşmaya yardım eden yulaf unu, çözünebilir lif içerdiğinden sizi öğle yemeğine kadar tok tutar.

10. Yağsız süt: Vücudunuz için gerekli olan 9 besin değeri sunan sütte nörolojik fonksiyonlarınıza yardım eden B vitamini ile kanserle savaşan D vitamini bulunuyor. 10. Yağsız süt: Vücudunuz için gerekli olan 9 besin değeri sunan sütte nörolojik fonksiyonlarınıza yardım eden B vitamini ile kanserle savaşan D vitamini bulunuyor.

11. Yaban mersini: Lifle dolu olan yaban mersini, antioksidanlar bakımından da oldukça zengindir.

12. Yumurta: Beyazı en düşük düzeyde kalori (ve sıfır yağ ya da kolesterol) içeren yumurtanın sarısı ise kötü ünüyle bilinir. Fakat yumurtanın sarısında B12 ile A vitamini ile hamileler için oldukça önemli olan kolin isimli besin bulunuyor.

13. Ispanak: Sağlıklı saçlara sahip olmak için demir ihtiyacınızı ıspanakla karşılayabilirsiniz. Ayrıca, ıspanak folat, ve en az bir düzine flavonoid ile doludur.

14. Kivi: Bu tüylü meyve portakaldan 2 kat fazla C vitamini ile en az muzdaki kadar potasyum içeriyor.

15. Yabani somon: Sahip olduğu omega-3 yağ asitleri ruhsal durumunuzu iyileştirir ve cildinizi parlak tutar. Yabani somon daha az toksine maruz kalmıştır.

16. Sızma zeytinyağı: Tekli doymamış yağın en önemli kaynağı olan sızma zeytinyağınızı makul miktarda tükettiğinizde kalp hastalığı riskini bile azaltabilirsiniz.

17. Kemiksiz, derisiz tavuk göğsü: Yarım tavuk göğsünde sadece 2,5 gram yağ ve 22 gramdan fazla protein bulunuyor.

18. Avokado: Yarım kase avokado sayesinde günlük lif miktarının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayabilirsiniz. Ayrıca bu meyvede kolesterol düşürücü tekli doymamış yağlar bulunuyor. 18. Avokado: Yarım kase avokado sayesinde günlük lif miktarının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayabilirsiniz. Ayrıca bu meyvede kolesterol düşürücü tekli doymamış yağlar bulunuyor.

19. Börülce: Antioksidan bakımından zengin olan börülcenin salatasını yapabilir ya da yemeğini pişirebilirsiniz.

20. Yer elması: herkesin çok fazla bilmediği bu gıda da antioksidan, beta-karoten bakımından oldukça zengindir.

21. Edamame: Bu küçük soya fasulyeleri öğütülmüş buğday tahılından daha fazla lif içeriyor ve kızarmış hindi ile aynı oranda proteine sahiptir.

22. Balkabağı: Antioksidan bakımından zengin olan balkabağı cildinizi sağlıklı tutar. Ayrıca içerdiği potasyum ise kan basıncınızı düşürmeye yardım eder.

23. Portakal: C vitamini kaynağı olan portakal, vücudunuzun yağ yakmasına yardım eder. Ve soğuk algınlığını önlemeye yardımcı olmasının yanında, cildinizin esnek tutmak için kolajen sentezini harekete geçirir.

24. Yağsız yoğurt: Probiyotik bakımından zengin olan yoğurtta normal yoğurda göre 8 gram daha fazla protein bulunuyor.

25. Brokoli: Yarım tabak pişmiş brokoli, almanız gereken günlük miktarın yüzde 80’ini karşılıyor. Ayrıca, brokolide kanın uygun şekilde pıhtılaşmasına yardım eden K vitamini bulunuyor.

26. Siyah fasulye: Antioksidan ve magnezyum bakımından zengin olan bu fasulye, sinir ve kas fonksiyonun çalışmasına yardımcı olur.

27. Ceviz: İyi bir omega- 3 yağ asiti kaynağı olan ceviz, kötü kolesterolü düşürür ve iyi kolesterolü yükseltir.

28. Tam tahıllı hamur işleri: Tipik irmik çeşidinden 3 kat daha fazla lif içeren hamur işlerini ölçülü tüketin.

29. Badem: Tekli doymamış yağlarla dolu olan badem, kan damarlarınızı sağlıklı tutar. bitki lifleri kolesterolünüzü düşürmeye yardım eder.

30. Mercimek: Protein bakımından zengin olan mercimekte ayrıca belirli doğum kusurlarını önleyen bir besin olan folattan bol miktarda bulunuyor. (Kaynak: Reader’s Digest Dergisi)
Mutlaka Tüketilmesi Gereken 30 Gıda

Advertisements

Leave a comment »

Dudak parlatıcısı kanser yapar mı?

Dudak parlatıcısı kanser yapar mı?

Bu tezin doğru olup olmadığından şüpheleniyorsanız, doğru! Ancak bu konuda atlamamanız gereken dudak parlatıcıların dudaklarınızı aynı zamanda koruyan bir ürün olduğu. Dudaklarınız sebum bezlerine sahip değildir, cildiniz gibi doğal olarak yağ üretmezler. Sonuç olarak çabuk kuruyabilirler. Daha önemlisi sebumun doğal koruyucu etkisi hiç yararlı değildir, güneş ışınlarından kolay etkilenmesine neden olur. Sonuç? Kollajen ve elastin dejenerasyonu cilt kanseri riskini artırır.

Çoğu insan dudak kurumasını cilt kanseri riskini görmezden gelerek önemsemez. Önemli olan parlatıcıların güneş ışınlarını dudak bölgenizde yoğunlaştıracağı konusu.. Bu nedenle dışarı çıkarken parlatıcı sürmeyebilirsiniz.

Diğer bir kolay çözüm SPF içeren dudak parlatıcı kullanmak.
Eğer bunları pahalı buluyorsanız dışarı çıkarken dudak parlatıcınızı silip içeride yeniden sürmek olabilir. Bunun için uygun fiyatlı bir dudak parlatıcısı alabilirsiniz.

Hala dudaklarınızı korumak için sevdiğiniz lipstick ya da parlatıcıyı kullanabilirsiniz. E vitamini içerenlerini kullanmanız hem nemlendirici özelliği hem de antioksidan özelliği sebebiyle ne olursa olsun dudaklarınızı güneşin zararlı etkilerinden koruyacaktır.

Dudak parlatıcısı kanser yapar mı?

Leave a comment »

Giden kilolarınız geri gelmesin!

Bir çok bayanın sorunlarından biri de uzun zahmetler sonucu verdiği kiloları diyeti bıraktıktan kısa süre sonra geri almaktır. Uygulayacağınız basit yöntemlerle kiloları vücudunuzdan uzak tutabilirsiniz.

kilo verme6 Giden kilolarınız geri gelmesin!

Nasıl olsa bir – iki kilodan kilodan bir şey olmaz deyip, eskisi gibi kontrolsüz yemeğe mi başlayacağız? Bu kadar çaba harcadıktan sonra tabii ki HAYIR! Çünkü, eski alışkanlıklara dönmenin, verilen kiloları da geri getireceğini hatırlatmak istiyorum. Aslında birçoğumuz kilo korumanın, kilo vermekten daha zor olduğunu birkaç kez deneyimlemişizdir. Kiloyu koruma konusunda yetersiz kalınması, iki temel nedene bağlanabilir.

1 – Gerçekçi olmayan ve ulaşılamaz hedefler belirlenmesi.Sonuca ulaşılsa dahi, o kiloyu korumak zor olur. Çünkü, ulaşılan, bireyin sabitlemekte zorlanacağı kilodur ve birey bunu uzun süreli koruyamaz. Bunun sonucunda da birey kendini kısır bir döngünün (kilo alıp-verme) içinde bulur.

2 – Bireylerin, zayıflama programında kazandıkları beslenme alışkanlıklarını devam ettirmemesi.
Birçok kişi zayıflama programı süresince yaptığı aktiviteyi bıraktığında kiloyu koruyamaz ve tekrar kilo alabilir. Bu programlardaki genel amaçta; kaybedilen kiloların geri alınmasını önlemek veya bu artışın minimum düzeyde olmasını sağlamak, sağlıklı-dengeli beslenmeyi yaşam şekli haline getirmektir.

HAREKET PLANI: NE YAPMALIYIZ?
Kiloyu korumanın sırrı, protein, karbonhidrat ve yağ dengesinde yatar. Yapılan çalışmalar, kilo korumada düşük yağlı diyetlerin daha başarılı olduğunu göstermektedir. Ayrıca diyet ve egzersizle verilen kiloların uzun süre korunabileceği de biliniyor.

“Yine mi diyet yapmam gerekiyor?”, “Ben hiçbir zaman, istediğim gibi yemek yiyemeyecek miyim?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Tabii ki istediğimiz, sevdiğimiz, keyif aldığımız besinleri tüketebileceğiz. Ancak, kilo almak istemiyorsak enerji dengesini sağlamak çok büyük önem taşıyor.

Kilo koruma yöntemi, normal öğününüzde almanız gerekenden daha çok kalori aldıysanız bunu dengeleyebilmeyi sağlar. Bu nedenle, ipin ucunu kaçırdığınızı düşündüğünüzde, o günün akşamı ve ertesi günün öğlenini çorba, salata, zeytinyağlı, yoğurt, meyve gibi hafif besinler tüketerek, alınan fazla kalorileri, dengelemeye çalışabilirsiniz.

Özel bir gündesiniz (doğum günü, parti, kokteyl, yılbaşı, bayram vs), üç seçiminiz olduğunu düşünün ve hangisini seçmek istediğinize siz karar verin.

DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİ!
Bugün sizin doğum gününüz ve arkadaşlarınız akşam için size sürpriz bir parti hazırlamış. Önce yemek yiyeceksiniz, sonra mumlarınızı üfleyeceksiniz. Oysa siz daha yeni fazla kilolarınızdan kurtulmuş-sunuz ve kilonuzu korumak istiyorsunuz.

1. SEÇENEK: BİR GÜNDEN BİR ŞEY OLMAZ
“Bugün doğum günüm, yemek yemek için daha özel bir gün olabilir mi? Canımın istediği kadar yemek yiyip, içeceğim, bir – iki kilodan bir şey olmaz. Ertesi gün aç gezerek dengelerim nasılsa.”
(Maalesef, bu seçim ileriki günlerde daha fazla yeme atağı ve suçluluk psikolojisiyle tüm düzeni bozacak en kötü yoldur.)

2. SEÇENEK: HAYIR, PASTAMDAN DAHİ TADAMAM
“Kilo vermek için o kadar uğraştım, tartıya çıkıp kendimi 100 gram bile almış görmeye tahammül edemem. Çok ısrar ederlerse en fazla bir çatal alırım.”
( Bu seçim de, yasaklama sebebiyle bir süre sonra vazgeçmeyi ve yeniden eski ve kötü alışkanlıklara dönme riski içerir.)

3. SEÇENEK: YEDİKLERİMİ DENGELEYEBİLİRİM
İstediğim kiloya ulaştım. Bugün doğum günüm, tabii ki yemeğimi, pastamı, alkolümü tüketeceğim. Nasıl mı? Ana yemekte ızgara tercih edip, yanında yağsız salata alırım. Bir dilim pasta yiyeceğim için ekmeğimden ve salatamdaki yağdan vazgeçebilirim. Gece ara öğünümdeki meyve yerine de bir – iki kadeh şarap ve bol su içerek geceyi kilo almadan tamamlayabilirim. Yarın da beslenme düzenime aynen devam ederim.

Giden kilolarınız geri gelmesin!

Leave a comment »

Kaliteli bir uykunun faydaları

Uyku hem yaşam sağlığımız hemde cildimiz için önemlidir. Uyurken vücudumuzdaki ölü hücreler yenilenir ve cildimiz kendine otomatik olarak bakım yapar. Peki kaliteli bir uykunun başka ne gibi faydaları vardır? Hep birlikte öğrenelim…

kaliteli uyku Kaliteli bir uykunun faydaları Uyku pozisyonlarınızı değiştirin

Sırt üstü yatmaya gayret gösterin. Sürekli olarak yüzükoyun yatmak belli bir süre sonra yüzünüzde kalıcı çizgilere sebep olabilir. Şişkin ve kabarık gözlerden kurtulmak içinse bolca yastık kullanın. Başınızı, kalp seviyenizden birkaç santim yukarıda tutmak bu şişkinlikleri de engelleyecektir.

Yüzünüzü yıkamanın iki önemli rolü vardır: yüzünüze zarar veren kiri temizler ve gece kreminizin daha iyi sonuç vermesini sağlar.

A vitamini ihtiva eden kremler kullanın

A vitamini cildinizin daha genç görünmesinde büyük oranda yardımcı olacaktır. Yüzünüz için kullandığınız kremlerin a vitamini de içermesine dikkat edin.

Göz altı kremleri kullanın

Gözlerinizin altında oluşan çizgilerden kurtulmak için k vitamini ve retinol içeren kremlerden kullanın. 12 hafta boyunca her gece bu kremlerden kullanan kadınların göz altlarındaki çizgiler yüzde 33 oranında azalabiliyor.

Kaliteli bir uykunun faydaları

Leave a comment »

Tarçın otu yararları şifalı bitkiler

Defnegiller familyasındandır. Anayurdu Güney ve Güneydoğu Asya’dır, iklimin uygun olmayışı nedeniyle tarçın ülkemizde yetişmez. Tropikal bölgelerin bitkisi ve birçok türü olan hoş kokulu ağaç ya da ağaççıklardır. Bu türlerden önemli olan ikisi Seylan tarçını (C. zeylanicum) ile Çin tarçını (C. cassia)‘dır.

Seylan tarçını Sri Lanka, Hindistan ve Myanmar’da yetiştirilir. Kışın yapraklarını dökmeyen alçak boylu ağaçtır. Bu ağacın körpe dalları kesilir. Kabukları soyulur, mantar tabakaları çıkarılır, tabakalar birbirinin içine konulup sarılarak kurutulur. Daha sonra ezilip baharat olarak Seylan tarçını adıyla satılır. Açık kahverengi ve tatlımsı tadı hoş olan bu tarçın türü makbuldür.

Çin tarçını daha büyük bir ağaç olup 10-12 m’ye kadar boylanabilir. Kışın yaprağını dökmeyen bu türün de gövde ve dallarının kabuğu soyularak yukarıdaki yöntemle elde edilen tarçın, Seylan tarçınına göre daha yakıcı, keskin ve daha az değerlidir.

Her iki tür tarçının da başlıca bileşeni, uçucu bir yağ olan sinnamik aldehit’tir. Tarçın baharat olmasının yanı sıra çeşni ve koku vermesi için bazı yemek, tatlı ve şaraplara katılır. Ağacın meyvesinden elde edilen tarçın esansı, parfüm endüstrisinde kullanılır.

Tarçının tıbbi etkileri ve bu etkilerden yararlanma yöntemleri şöyle açıklanabilir: 1. Mide ve bağırsak gazlarım söktürür.
2. Hafif doku ve damar büzücü özelliği nedeniyle diyareyi kesici ve peklik vericidir. 3. İştah açıcıdır.
4. Sindirimi kolaylaştırır.
5. Mide bulantıları ve kusma refleksini bastırır.
6. Kan dolaşımını geliştirip hızlandırır.

Bu etkileri sağlamak üzere tarçının toz hali yiyecek ve içeceklere katılıp istendiği kadar alınır ya da piyasadan sağlanan tarçın esansı 2-3 damla olarak kesme şekere damlatılıp emilir. Tarçın çok fazla alınırsa aşırı pekliğe neden olabilir.

Tarçın otu yararları şifalı bitkiler

Leave a comment »

Antidepresanlar düşük yaparmı?

Antidepresan hapların zararları var mıdır? Antidepresan haplar gebeliği olumsuz yönden etkiler mi? Antidepresan haplar hamilelik döneminde düşük yapmaya neden olur mu? Antidepresan hapların sağlık üzerindeki etkileri nelerdir?

İşte Antidepresan haplar hakkında merak ettikleriniz.

Antidepresanlar düşük yaparmı?

Antidepresanların, hamilelerde özellikle ilk 3 aylık dönemde düşüğe neden olduğu ortaya çıktı.

Kanada’nın Montreal Üniversitesi bilim adamlarında Dr. Anick Berard’ın 5 bin 100 hamile kadın üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçları, Canadian Medical Association Journal isimli tıp dergisinde yayımlandı.

Dr. Berard’ın araştırmasına göre, depresyon tedavilerinde venlafaksin etken maddeli andepresanlar kullanan hamilelerde düşük oranı yüzde 68′e kadar çıktı. Araştırma süresince, antidepresan kullanan kadınlardan 20 haftalık hamile olan 284 kişi de aynı nedenle düşük yaptı.

Mutluluk hormonu olarak da bilinen ve insan vücudunun dışında hiçbir ortamda üretilemeyen serotonin hormonunun geri kazanımına yardımcı olduğu kabul edilen venlafaksin etken maddeli antidepresanlar, depresyon tedavisinde ilk sıralarda yer alıyor.

-ÖNCE DOĞAL YOLLARI DENEYİN-

Uzmanlar, depresyonla mücadelede öncelikle doğal yolları denemenin daha yararlı olacağı görüşündeler. Uzmanlara göre, izlenecek doğal yolların bazıları şöyle:

”Çay, kahve ve kafeinli içeceklerden uzak durun. Karbonhidratlı gıdalarda kepekli ve çavdarlı ekmekleri, kepekli makarnayı veya bulguru tercih edin. B grubu vitaminleri, demir, çinko, betaglukan ve magnezyum takviyesi almaya çalışın. Yemeklerde deniz tuzu kullanmak ve bol su içmek de ruh halinizi düzeltmek için gerekli olan mineralleri almanızı sağlar. Hindi, yumurta, badem, tavuk, soya, süt, keçi peyniri, mandalina, muz, kakao ve fıstık yiyin. Şeker, nişasta, alkol ve katkı maddeli besinlerden uzak durun.”

Antidepresanlar düşük yaparmı? hakkında sorularınızı ve yorumlarınızı bekliyoruz. Göndereceğiniz her yorum daha faydalı paylaşımlar yapmamıza olanak sağlayacaktır.
Antidepresanlar düşük yaparmı?

Leave a comment »

Panik atağın 13 belirtisi

-panik-atain-13-belirtisi-.jpgİşte her geçen gün daha çok insanı pençesine alan panik atak hastalığının 13 belirtisi ve hastalıkla ilgili bilinmesi gereken gerçekler…Hayatın zorlukları yaşanan olumsuzluklar insanları bazen savunmasız ve güçsüz bırakabiliyor. Bu dönemi zaman zaman hepimiz yaşamışızdır, yaşamaya da devam ediyoruz. Böylesi durumlarda insanlar depresyon geçirebiliyor ya da farklı psikolojik hastalıklara yakalanabiliyorlar. Ne yazık ki birçok insanın hayatını zorlaştıran ve son günlerde sıkça duymaya başladığımız panikatak da bu hastalıklardan biri.

Panik atak, başta panik bozukluk olmak üzere birçok psikiyatrik bozuklukta ve bazı fiziksel hastalıklarda görüle yoğun korku, kaygı, yoğun endişe karışımı bir nöbettir. Panik atak aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan bir özelliğe sahiptir.

Panik atağın belirtileri nelerdir?

1-
Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması
2- Terleme
3- Titreme ya da sarsılma
4- Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma duyumları
5- Soluğun kesilmesi
6- Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi
7- Bulantı ya da karın ağrısı
8- Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9- Derealizasyon (gerçek dışılık duygular) ya da deparsonalizasyon (benliğinden ayrılmış olma)
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Paresteziler (uyuşma ya da karıncalaşma duyumları)
13- Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları

Panik atak ile ilgili bilinmesi gereken gerçekler nelerdir?
Panik bozukluğu bir kalp rahatsızlığı değildir. Panik bozukluğu ölüme yol açan bir
hastalık değildir. Panik bozukluğu bir akıl hastalığı değildir. Panik atağı sırasında insanların öldüklerine, delirdiklerine ya da kontrol dışı davranışlarda bulunduklarına ilişkin hiçbir tıbbi bilgi yoktur. Panik atak insanı hem duygusal yönde hem de bedensel anlamda aşırı derecede zorlayan bir yaşantıdır fakat bunu yaşayan bilir ve dışarıdan anlaşılmaz. Panik atak sırsında yaşanan nefes alma sorununu aşmak için yapılan en büyük hata hızlı nefes alıp vermektir. Oysa o daha yorucudur, yapılması gereken derin ve sakin nefes almaktır. Atak geçireceğim diye dışarı çıkmaktan, kalabalık yerlere gitmekten korkmayınız. Bu konudaki temel davranışınız hastalıktan önce neleri yapabilmekteyseniz onları yapmayı sürdürmek olacaktır. İlaç tedavisi panik atakları azaltmak için etkilidir ama sadece ilaç yeterli değildir. Bunun yanında eğer psikoterapi alırsanız sorunla başa çıkmayı öğrenmiş olursunuz. Tedavi
içerisinde bile atakları yaşamaya devam edebilirsiniz, ama nasıl engelleyebileceğinizi öğrenmiş olduğunuzdan daha hafif atlatacaksınızdır. Atak başladığında belirtilerin en yoğun yaşandığı süre 10 dakikadır. Sağlık kuruluşlarına gitmeye çalışsanız bile vardığınızda geçmiş olacaktır. Unutmayın fizyolojik değil psikolojik bir rahatsızlıktır.
Panik atağın 13 belirtisi

Leave a comment »