Archive for kadınca

Başarılı bir diyet için yapmanız gereken

Diyep yapma kararı aldınız ve dün başlayıp, bu gün bıraktınız mı hep? O halde gelin Uzman Diyetisyen’den öneriler edinin Melek‘lerim.

Diyetisyen Banu Kazanç “Diyet yaparken kendinize 1 aylık hedefler koyunuz, örneğin 1 ayda 5 kilo gibi. Fakat vermeniz gereken kilolar çok fazla olabilir bu noktada kendinizi rahatlatmalısınız. Diyeti gerilmeden, size uygun olacak programla, size özel düzenlenmiş bir programla yapmalısınız” diye söylüyor.

diyet110 Başarılı bir diyet için yapmanız gereken

Kazanç’a göre sağlıklı bir diyetle ayda 5 kilo maksimum 6 kilo vermeyi hedeflemek gerekiyor. İşte hedeflerinize ulaşmanın kolay yolu;

1- Zayıflayabilmeniz için günde 2,5 lt. su içmeniz gerekiyor.

2- Yemekleri hazırlarken tuz koyun fakat ekstra tuzu kaldırın. Salatalarınıza bile tuz koymayın. Salata sosunu şu şekilde hazırlayın; 1 çorba kaşığı zeytin yağı, istediğiniz kadar limon, balsamik sirkesi, nar ekşisi. Salatanızda az miktarda havuç ve mısırda yer alabilir.Bütün salata malzemelerini istediğiniz kadar yiyin fakat tuz koymayın. Yemekleri pişirirken koyduğunuz tuz vücudunuz için yeterli olacaktır.

3- Günlük ekmek tüketiminiz 3-4 dilimi geçmemeli. Daha çok doyuran çok tahıllı ekmeği ya da tam buğday ekmeğini tercih edin.

4- Makarna, pilav, noodle, bulgur, patates gibi fazla karbonhidrat içeren yiyecekleri haftada 2 defa öğle öğününde yemeye özen gösterin. Özellikle yediğiniz pilav, makarna gibi yiyeceklerin hızlı bir şekilde yağa dönüşmemesi için yanında mutlaka protein içeren yiyeceklerle karışık tüketin. Örneğin; makarna ve yoğurt, pilav ve et, püre ve kuru baklagiller gibi.

5- Canınız tatlı istediğinde tatlıyı 4-5 ara öğününde tüketin. Haftada 1 olmak şartı ile.

6-Alkollü içeceklerden şarap, votka ya da rakıyı tercih edebilirsiniz.Yalnız haftada 2 gün 2′şer kadeh şarap yada haftada 2 gün 2′şer duble rakı ya da 2 duble votka gibi.

7- Aşırı açlık hissettiğiniz dönemlerde protein ağırlıklı diyet yapın. Et,tavuk, balık gibi besinler. Zengin protein içeren yiyecekler kan şekerini iyi dengeleyip açlık hissini bastıracaktır ve iyi kilo vermenizi sağlayacaktır.

8- Haftada 3 gün balık yemeyi unutmayın. Balıkta omega-3 ve omega-6 yağ asitleri bulunmakta. Balıktan gelen bu kaliteli yağlar kolesterol ve kan yağlarını düşürmenin yanında metabolizmayı da hızlandırıyor.Özellikle yağlı balıklar metabolizmanın iyi çalışması için çok önem taşıyor.Somon, uskumru,sardalya, ton balığını fazla tüketmeniz faydalı.

9- Aynı saatlerde yemek yemeye özen gösterin. Düzenli ve saatinde yemek yemek metabolizmayı düşünüldüğünde daha iyi çalıştırır.

10- Diyet yaparken bazı bitkisel çayların içilmesi faydalı olacaktır. Örneğin ısırgan otu vücutta yağ toplanmasını önler, günde 1 fincan içmeniz yeterlidir. Yeşil çay sindirimi kolaylaştırır ve vücudun su toplamasını önler, günde 2 fincan içebilirsiniz. Ada çayı ise kan dolaşımını hızlandırarak sindirimi kolaylaştırır, günde 1 fincan içiniz.

11- Yemeklerinizi tatlandırmak için gün içinde 2 tatlı kaşığı hardal ve 2 tatlı kaşığı ketçap kullanabilirsiniz.

12- Günde 1 kutu light kola tüketebilirsiniz ama daha fazla değil.

Başarılı bir diyet için yapmanız gereken

Leave a comment »

Aşırı gaz ve şişkinliği önlemek

Artık canınıza tak eden, bağırsaklarınızda ki gaz ve şişkinliği önlemek için, aşağıda ki tavsiyeleri dikkate almanızı öneriyoruz.

gaz 300x242 Aşırı gaz ve şişkinliği önlemek

Size en çok dokunan yiyecekleri belirlemeye ve bunlardan kaçınmaya özen gösterin. Birçok insan için rahatsız edici besinler arasında fasulye, bezelye, mercimek, lahana, turp, soğan, brokoli, brüksel lahanası, karnabahar, lahana turşusu, kayısı, muz, erik ve erik suyu, üzüm, tam tahıllı buğday ekmeği, kepekli tahıllar veya kekler, gevrek halkalar, acılı yemekler, bira, soda, maden suyu gibi diğer karbonatlı içecekler, süt, krema, dondurma ve buzlu süt bulunmaktadır.

• Yağlı yiyecekleri ve kızartmaları azaltmaya çalışın. Çoğu zaman şişkinlik, yağlı yiyecekler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Yağ, midenin boşalmasını geciktirmekte ve dolgunluk hissini arttırmaktadır.

• Bir süre, lif yönünden zengin gıdaları azaltın. Haftalar sonra, yiyeceklerinize yavaş yavaş bunları eklemeye başlayın. Lif desteği için bir şey kullanıyorsanız, ilk başladığınız miktara dönmeye ve dozu yavaş yavaş arttırmaya çalışın. Lifli katkılar alıyorsanız, her gün en az 8 ila10 bardak arasında su içtiğinizden emin olun.

• Süt ürünlerinin kullanımını azaltın. Süt yerine, düşük laktoz içeren yoğurt gibi gıdaları deneyin. Laktozun sindirilmesine yardımcı olan Lactaid veya Dairy Ease gibi ürünleri de kullanabilirsiniz. Bir seferde süt ürünlerinden az miktarda kullanmak veya diğer yiyeceklerle birlikte tüketmek sindirimlerini kolaylaştırabilmektedir. Ancak bazı durumlarda, süt ürünlerini tamamen kesmeniz gerekebilir.

• Reçeteye tabi olmayan sindirim ilaçlarını deneyin. Ürettiği gazı azaltmak amacıyla liften zengin gıdalara, Beano gibi ürünleri ilave edin. Beano’ nun etkili olması için yemeğinizin ilk lokması ile birlikte almanız gerekmektedir; en iyi sonucu, bağırsaklarınızda hiç gaz olmadığı zaman vermektedir.

• Daha ufak öğünler yiyin. İki veya üç büyük öğün yerine, gün içinde sık sık ama daha ufak porsiyonlarda yemek yiyin.

• Yavaş yiyin, yemeğinizi iyice çiğneyin ve yutmayın. Yavaşlamakta güçlük çekiyorsanız, her lokmadan sonra çatalınızı masaya bırakın.

• Endişeli ve telaşlıysanız ya da aceleniz varsa yemek yemeyin. Daha rahat zamanlarda yemek yemeğe çalışın. Stresli iken yemek yemek sindirimi etkilemektedir.

• Asidofil kapsülleri veya likitlerini kullanın. Eğer belirtileriniz antibiyotik kullanımına bağlı ise, asidofil kapsülleri veya sıvısı sizin için yararlı olabilir. Bu destek tedavileri, antibiyotiklerin tahrip ettiği yararlı bağırsak bakterilerinin geri getirilmesinde yardımcı olabilir. Doğal gıda ürünlerini satan dükkânlarda ve bazı eczane ya da bakkallarda bunları bulabilirsiniz.

• Bir bardak nane çayı içmeyi deneyin. Nane yağının içinde bulunan mentolün, sindirim kanalınızdaki düz adale kaslarında spazm çözücü etkisi olabilir. Ilık bir nane çayı içmenin gaz ve spazm çözücü etkisi ile rahatlama sağlayabildiğini görebilirsiniz. Diğer yandan nane, mide ekşimesi ve asit geri kaçışında size faydalı olabilir.

Aşırı gaz ve şişkinliği önlemek

Leave a comment »

Yaza daha zayıf girmenin anahtarı

Yaza daha zayıf girmenin anahtarı

Diyetisyen Zuhal Güler Çelik’in önerileri…

1.Yemek yeme alışkanlıklarınızla ile ilgili davranış değişikliği yapın

Az ve sık yemek yiyin, öğün atlamayın. Bu yeme şekli, sizin için uygun olan günlük kalorinin, gün içine dağılmış olarak alınmasını ve vücutta depo edilmeden harcanmasını sağlayan çok önemli bir anahtardır.

Hergün sebze ve meyve yemeye çalışın. Böylece vücudunuzun ihtiyacı olan posayı almış olursunuz.

Yemekleriniz için küçük tabak , salatalarınız için büyük tabak kullanmaya özen gösterin.

Küçük lokmalar halinde yemek yiyin, iyi
çiğneyin, acele yemek yemeyin.

Yemek yerken başka birşeyle meşgul olmayın (TV izleme, gazete, kitap okuma gibi).

Yüksek kalori içeren hazır besinleri çok sık tüketmeyin.

Mutlaka kahvaltı yapın, öğünlerde aşırı yemek yememeye özen gösterin.

Yeterince ve bol su için

Sıkıntılı ve stresliyseniz bunu yemek yiyerek bastırmaya çalışmayın. Stresinizi atmak için kendinize farklı uğraşlar bulun.

2.Yemek pişirme yöntemlerinizle ilgili davranış değişikliği yapın

Etli, kıymalı yemeklere yağ koymayın.

Diyetinizdeki doymuş yağ ve kolesterol miktarını azaltın. Yemeklerinizde zeytinyağı ve diğer bitkisel yağları da kullanın.

Zeytinyağlı sebze yemeklerine az yağ koyun (1 kilogram sebze için 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı).

Her türlü kızartmadan uzak durun, evinizde kızartma yapmamaya çalışın. Dışarda yerken de çok sık olmamasına dikkat edin.

Kömür ateşinde, aşırı pişmiş etleri ve salamura ve tütsülenmiş yiyecekleri yemekten kaçının.

Tatlı yerine meyve veya daha hafif olan dondurma gibi sütlü tatlıları deneyin.

Fırında pişmiş börekleri tercih edin.

Yaza daha zayıf girmenin anahtarı

Leave a comment »

Şişmanlığın 8 gizli nedeni

İşte şişmanlığa yol açan faktörler…

Bugüne kadar hesap basitti: Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor.

Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:

1. UYKU PROBLEMLERİ
Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor.

Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

2. GENETİK MİRAS
Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70′ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30′luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.

Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

3. İLAÇLARIN ETKİSİ
Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor.

Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir.

4. KLİMALAR
Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

5. EVLENMEK
Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.

Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.

6. NİKOTİN
Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.

Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.

7. YAŞ
Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

8. STRES
Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor.

Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=52976&cat=220&dt=2008/01/26
Şişmanlığın 8 gizli nedeni

Leave a comment »

iğne oyası havlu kenarı örnekleri

İŞte 2011 yılına ait iğne oyası havlu kenarı örnekleri. Bu modellere hayran kalacağınızı umuyoruz. Sizler için derlediğimiz iğne oyası havlu kenarı örnekleri hakkında yorumlarınızı bekliyoruz. Çok yakında farklı yeni iğne oyası havlu kenarı örnekleri sayfamızda görebileceksiniz. iğne oyası havlu kenarı örnekleri için sayfamızı takip etmeye devam edin.

Devamı için ..> iğne oyası havlu kenarı örnekleri tıklayın

Leave a comment »

Sağlıklı ve uzun ömrün 22 şifresi

Sağlıklı ve uzun ömrün 22 şifresi

HAFTADA 1100 KALORİ YAKIN
Duke Üniversitesi’ndeki bilim insanları, haftada 1100 kalori yakacak kadar egzersiz yaparak, damar tıkanmasına ve hipertansiyona yol açan karın bölgesindeki yağ birikmesine engel olunabileceğini belirtiyor… Grup egzersizi yapanlar ise haftada 500 kalori daha fazla yakmayı başarıyor

YILDA BİR DİYABET TAHLİLİ
Tip 2 diyabet, damar duvarının esnekliğini bozuyor, kanda pıhtılaşmayı artırıyor ve damar iç yüzeyindeki hücre hasarını kolaylaştırıyor. Amerikan Diyabet Derneği, kalp sağlığı için açlık kan şekerinin 100 mg/dl’nin altında olmasına dikkat çekiyor. Şikayeti olmasa bile 20 yaşın üzerindekilerin yılda bir diyabet testi yaptırmasını

250 GRAM MAGNEZYUM
Fransız bilim adamları, kanlarında yüksek düzeyde magnezyum bulunan erkeklerin, düşük olanlara kıyasla herhangi bir sebepten ölme risklerinin yüzde 40 daha düşük olduğunu buldu. Bu nedenle günlük öğününüze 250 miligramlık bir magnezyum hapı eklemenizde fayda var.

GÜNDE 4 FİNCAN KAHVE
Dinlenmeye ihtiyacınız olduğunuzda kahve içmenizde fayda var. Çünkü günde dört fincan kahve, kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm riskini yüzde 53 oranında düşürüyor.

Uyku, hayatımızda her şeyin düzene konduğu, tamir ve tedavinin yapıldığı son derece önemli bir süreç… Ayrıca uyku sırasında gençlik hormonları olarak lanse edilen büyüme hormonu ve melatonin salgılanıyor. Sağlıklı yaşam için
günde yedi ile dokuz saat arası uyumaya özen gösterin.

GÜNDE 2-3 LİTRE SU İÇİN
Su, hücrelerin ve tüm organların yaşaması için şart. Dolayısıyla her gün bol bol su içmeyi asla ihmal etmeyin. Eğer 60-70 kilo arasındaysanız günlük içmeniz gereken su miktarı 2 litredir. 90 kiloysanız bu rakam 3 litreye çıkar…

15 DAKİKA GÜLME MOLASI
15 dakikalık komik bir video izleyerek, kalbinize giden kan akışını yüzde 50 artırabilir, damar hastalıklarına yakalanma riskini azaltabilirsiniz. İyisi mi, evde sık sık komedi filmleri izleyin veya sanal dünyada dolaşan komik videolara göz atın.

2 KÜÇÜK PARÇA ÇİKOLATA
Hollanda’da yapılan 15 yıllık bir çalışma sonucunda; günde sadece 4 gram kakao tüketen
erkeklerin, kalp krizi geçirme olasılığının yarı yarıya düştüğü tespit edildi. Siz de kalp sağlığınız için günde iki küçük parça çikolata yiyebilirsiniz.

15DAKİKA GÜNEŞLENİN
Güneş iki ucu keskin kılıç gibidir… Fazlası cilt kanserine neden olabiliyor, diğer taraftan da vücudumuza gerekli olan D vitamininin oluşmasında anahtar bir rol üstleniyor. Bu nedenle her gün düzenli olarak 10-15 dakika güneşten faydalanın. Ayrıca sabah güneşe çıkmanız, gece rahat uyumamıza da yardımcı oluyor.

VKİ’NİZ 24.9’U GEÇMESİN
Başta kalp sağlığınız olmak üzere pek çok hastalıktan korunmak için ideal kilonuzu korumanız şart! Bu nedenle, vücut kitle indeksiniz (VKİ) 18.5-24.9 arasında olmalı. Vücut kitle indeksi; vücut
ağırlığının, boyun karesine bölünmesiyle elde ediliyor. Vücut ağırlığınız 70 kilo, boyunuz da 1.60 ise VKİ’niz: 70 (1.60 x 1.60) = 27.34’tür.

EN AZ 15 SANİYE EL YIKAYIN
Bulaşıcı hastalıkların, elle temas sonucu bulaşabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Yetersiz el yıkama, ‘e.coli’ ve ‘salmonella’ gibi besinlerle ilgili mikropların yayılmasına da yol açabiliyor. Korunmak için ellerinizi sık sık dezenfektanlı sıvı sabunla, ılık suyun altında, en az 15-20 saniye yıkayın.

BELDE SINIR 88 SANTİMETRE
Bel cevresiniz kadınsanız 88, erkekseniz 98 santimi geçmesin. Çünkü bu tipte yağlanma, metabolizmada ciddi değişikliklere neden oluyor, Kalp damar hastalığı, hipertansiyon, kolesterol ve diyabet riski kayda değer derecede artıyor.

30 DAKİKA ŞEKERLEME
YAPIN

Gün arasında yapacağınız 30 dakikalık bir şekerleme seansı, koroner ölüm riskini yüzde 37 oranında düşürüyor. Neden mi? Çünkü bu kısa uyku, kalbinize zarar veren stresi hafifletiyor.

50’DEN SONRA PSA TESTİ ŞART
Sağlıklı bir yaşam için 50 yaşında tüm bağırsağın görülmesine imkan tanıyan kolonoskopi yaptırın ve beş yılda bir aynı işlemden geçin. Prostat kanserini erken teşhis için de 50 yaşından itibaren her erkek, yılda bir kez PSA testi yaptırmalı.

KIRMIZI ET 3’Ü GEÇMESİN
Kırmızı eti, haftada üç kereden az tüketmeye özen gösterin. Böylelikle kırmızı etin DNA üzerindeki kanserojen etkisine vücudunuzu daha az maruz bırakmış olursunuz.

40’TAN SONRA CHECK-UP
Efor testi, check-up’ta başvurulan yöntemlerden biri. Test, ritim ve ileti bozukluklarını araştırmak amacıyla yapılıyor. Bu sayede kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları da ciddi boyutlara ulaşmadan tedavi edilebiliyor. 40 yaşından itibaren yılda bir kez kardiyolojik check-up’tan geçmeniz, kalp sağlığınız açısından büyük önem taşıyor.

BENLERİ KONTROL ETTİRİN
Cildinizi her yıl dermatoloji uzmanına göstermek de sağlığınız için yaptırmanız gerekenler arasında yer alıyor. Çünkü benler, ölümcül bir kanser türü olan melanom riski taşıyor. Dijital dermatoskopi ile melanom tespit edilebiliyor.

KEMİK ÖLÇÜMÜ YAPTIRIN
Özellikle ailenizde osteoporoz (kemik erimesi) öyküsü varsa, kemik ölçümü yaptırmanız çok
önemli. Dansitometri cihazıyla vücudunuzdaki kemik erimesi riski saptanıyor. Erken teşhis sayesinde, ileri yaşlarda ciddi ve yaşamsal problemlere neden olan kırıkların oluşması engellenebiliyor.

KALSİYUM AÇIĞINI YEŞİL SEBZELERLE KAPATABİLİRSİNİZ
Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Selda Bağış, güçlü kemiklere sahip olmanız ve onları korumanız için şu önerilerde bulunuyor…

KİLO BAŞINA 1 GRAM PROTEİN
Yüksek proteinli diyetler, idrarla kalsiyum atılımını artırarak kemiklerden kalsiyum kaybına yol açarken, bunun aksine yetersiz protein alınması ise kas gücü ve kitlesinde azalmaya, bunun sonucunda da düşme ve kırık riskinin artmasına yol açıyor. Güçlü kemiklere sahip olmak için her gün kilo başına bir gram protein almaya
özen gösterin.

25 GRAM POSA YETERLİ
Aşırı posalı besinleri tüketmekten sakının. Çünkü aşırı posalı besinler yemek, bağırsaktan kalsiyum emilimini bozarak kemikten kalsiyum kaybına yol açabiliyor. Kepekli besinleri, tam tahıllı ekmekleri, sebze ve meyvelerin kabuklarını ve baklagilleri dengeli oranda tüketmeye dikkat edin. Günde 20-25 gram posa tüketmeniz, sağlıklı beslenmeniz için yeterli gelecektir.

DÜZENLİ KALSİYUM ALIN
Her gün yeterli miktarda kalsiyum almaya özen gösterin. Gün boyunca iki su bardağı süt veya yoğurt ve iki kibrit kutusu kadar peynir tüketmelisiniz. İleri yaşlardaysanız az yağlı süt tercih edin. Menopozdaki kadınların günde 1200 miligram kalsiyum alması gerekiyor.

HER ÖĞÜN YEŞİL SEBZE
Sütn dışında;
özellikle brokoli olmak üzere, kıvırcık lahana, ıspanak ve asma yaprağı gibi yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, fındık, yer fıstığı, badem ve ceviz gibi yağlı tohumlar ile pekmez, kalsiyumdan zengin besinler arasında yer alıyor. Yeşil yapraklı sebzeleri her öğünde, yağlı tohumları da günde ortalama 30 gram kadar tüketmeyi ihmal etmeyin!

Sağlıklı ve uzun ömrün 22 şifresi

Leave a comment »

Güzel kadınlar ve erkekler

Her cinsin hayalini süsleyen güzel bir partner..

Kişiye göre güzellik değişir. Yani kişilerin bakış açısına ve zevkine göre… İki kişinin güzel bulduğu kadını, bir kişi güzel bulmaz yada tam tersi…

Peki güzel kadın nasıl olmalı, daha doğrusu güzel kadın olmak için hangi özelliklere sahip olmalı? Erkekler nasıl kadınları güzel bulur; buyrun bu yazımızda öğrenelim Melek’ler.

Güzel kadınlar ve erkekler

Ağzı, burnu orantılı.. fiziği düzgün… giydiğini yakıştıran… bunlar dış görüntüde yansıyanlar… Peki ya diğerleri…?
Bütün olarak değerlendirildiğinde, dönüp bakılası, oturmasını kalkmasını bilen, eğlenceli, komplekslerinden arınmış… yani güzel bir bütün oluşturan kadın…!

Her erkek yanındaki kadının güzel olmasını ister, hayal eder belki de. Peki bununla baş edebilir mi…?
Erkekler güzel kadınları sever sevmesine de, korkarlar mı aynı zamanda onlardan acaba ?

güzel kadınlar

Güzel kadınlar, etrafları tarafından ilgi görürler, hatta bu duygu ile yetişirler. Etraflarındaki insanların onlara iltifat etmelerine, dönüp bakmalarına, konuşma isteklerine alışıklardır. Kimileri bunu sindirebilmiştir… kimileri halen bunun ile yaşamaya alışamamışlardır.
Egoları biraz daha yüksek güzel kadınlar, yanlarındaki erkeğe bunu mütemadiyen anımsatırlar.
Erkek ise, güzel kadınının beğeniliyor olmasından gurur duymasına karşın, kadının bunu ona hatırlatıyor olmasından rahatsızlık duyabilir.

Biz kadınlar gibi, erkeklerinde iç savaşları vardır. Onlar da daha iyi olmayı hedefler, gel gitler yaşar, duygularını sorgular ve zaman zaman yenildiklerini hissederler. Onlar da sevdikleri insan ile kendilerini kıyaslar ve üstün oldukları ve olmadıkları noktaları fark ederler.
Eğer bir erkek kadının daha nitelikli olduğunun farkında ise ve kadın bunu onu ezerek kullanıyorsa, erkek uzun vadede bundan haz etmemeye başlayacaktır. Hele hele bu kadın güzel bir kadınsa, vay erkeğin haline.
Güzel kadınlar tüm erkekler tarafından ilgi gördüklerinde, yanındaki erkek buna bozulabilir ve belki de sinirlenebilir…!
Aslında bunun derinlerdeki sebebi, kadını kaybetme korkusudur. Kadının kendinden daha iyi göründüğü fikri verir ona bu korkuyu. Kendinden daha “yakışıklı” birine ilgi duyma ihtimali ürkütür erkeği.

Kadınlardan daha üstün olmaktan hoşlanan ve her fırsatta kadın erkek eşitliğine gülüp geçen erkek, güzel kadından korkar evet… !
Ona bağlanmaktan, onun etkisi altına girmekten, onun etkisinden çıkamamaktan ve… onun tarafından terk edilmekten… Peki ona bu duyguyu hissettiren kadının ta kendisi değil midir…?

Papatya Somer
Güzel kadınlar ve erkekler

Leave a comment »

Doğum kanseri önlüyor

Doğum yapan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin az olduğu ortaya çıktı

ABD’de yapılan bir araştırma, doğum yapan kadınların, bebekten anneye geçen ve koruyucu etkisi olan hücreler sayesinde meme kanserine yakalanma riskinin daha az olabileceğini ortaya koydu.

Washington Eyalet Üniversitesi Kanserle Mücadele Araştırma Merkezi’ndeki bilim adamlarının yaptığı araştırmanın başındaki V. K. Gadi, doğumdan sonra bile kimerizmin (hamilelik sırasında fetüse ait kök hücrelerin göbek bağı bariyerini geçerek annenin kanına karışması) meme kanserine karşı koruyup koruyamayacağını inceledi.

Bu hücelerin vücudu kanser hücrelerinden arındırıp arındırmadığını ya da diğer bir olasılık olarak kimerizmin hücrelerin yeniden oluşumuna katkıda bulunup bulunmadığını araştıran Gadi, ”Benim varsayımım fetüs hücrelerinin annenin vücuduna yerleşebileceği ve kansere dönüşebilecek hücreleri aktif olmadan önce tanıyabildikleri yönünde. Araştırma bunu gösteriyor” dedi. Araştırma ”Cancer Research” adlı derginin ekim ayı sayısında yer alıyor.

Kaynak: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=106902

Doğum kanseri önlüyor

Leave a comment »

Aile içi kavga çocuğu kısa boylu yapıyor

Aile içi kavga çocukta kısa boy nedeni olmaya yetiyormuş melek‘lerim. şimdi gelin haberimizin devamını okuyalım.

buyume Aile içi kavga çocuğu kısa boylu yapıyor

Acıbadem Kadıköy Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Bereket çocukların sağlıklı büyümeleri ile ilgili en çok merak edilen soruları yanıtladı:

Çocuklar en hızlı hangi dönemlerde büyüyor?

Çocuklarda en hızlı büyüme süreci ilk bir yaş döneminde gerçekleşiyor. İlk yıl bebeklerin doğum kiloları üçe katlanıyor boyları yaklaşık 25 cm artıyor. Bu rakam ikinci yılda 10 cm üçüncü yılda sekiz cm dördüncü yıldan itibaren de yılda beş cm’e iniyor. Eğer boy uzaması beş santimin altına inerse patolojik bir problem olabileceği düşünülmeli… Hızlı büyümede en çok dikkat edilmesi gereken dönem hangisi?
Kızlarda 9-14 erkeklerde de 11-16 yaş arasını kapsayan ergenlik süreci… Ergenlik döneminin sonlarına doğru kemiklerdeki büyüme plakları kapanıyor. Bunun sonucunda da büyüme önce yavaşlıyor ardından tamamen duruyor. Böylece erişkin boya ulaşılmış oluyor. Dolayısıyla büyümenin izlenmesinde her yaşta önemli olmakla birlikte hızlı uzama periyotları dediğimiz ilk dört yıl ve ergenlik dönemi büyük önem taşıyor. Çünkü bu dönemlerdeki olumsuz durumlar büyümeyi daha çok etkiliyor. Genetik faktörler boy uzamasında ne kadar etkili oluyor?
Genetik faktörler çocuğun fiziksel büyümesini belirleyen en önemli etkenlerden… İstisnalar olmakla birlikte genellikle çocuğun boyu anne ve babasının boyu ile orantılı oluyor. Beslenme spor ve hormonlar çocuğun genetik potansiyeline ulaşmasını ve belki bu potansiyeli birkaç santim geçmesini sağlayabiliyor.

Peki bu etmenler boy uzamasında bariz değişikliklere sebep oluyor mu?
Hayır. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse büyüme için gerekli koşullar ne kadar iyi sağlanırsa sağlansın bir Japon bir İsveçli’nin boyuna ulaşamıyor. Bu örneğe benzer şekilde aynı ırktaki farklı ailelerde de boylar birbirinden farklı olabiliyor. Dolayısıyla çocuğun boyunu ve gelişimini değerlendirirken genetik (ırksal ve ailesel) potansiyelin göz önüne alınması gerekiyor.
Çocuğun büyümesinde hormonlar nasıl bir işlev görüyor? Hangi hormonlar büyümeden sorumlu?
İnsan vücudundaki salgı bezlerinden büyüme ile gelişmeyi ve diğer pek çok yaşamsal işlevlerini düzenleyen hormonlar salgılanıyor. Büyümeyi düzenleyen hormonların başında ise beyindeki hipofiz bezinden salgılanan büyüme hormonu geliyor. Büyüme hormonu ve bunun etkisiyle vücutta üretilen bazı büyüme faktörleri kemik uçlarında yer alan büyüme plağındaki kıkırdak hücrelerinin bölünmesini ve çoğalmasını sağlıyor. Ayrıca tiroid hormonları da büyümeyi destekleyen hormonlardan… Büyümeyi etkileyen belli başlı faktörler neler?
Vücudumuzdaki organlar büyüme için ne kadar önemli? Öncelikle genetik ardından beslenme büyük önem taşıyor. Büyüme ve tiroid hormanlarının dışında cinsiyet hormonları da büyümeyi düzenliyor. Ayrıca büyürken vücuttaki kalp akciğer ve böbrek gibi organ sistemlerinin de sağlıklı olmaları gerekiyor. Beslenme çocuğun gelişmesinde nasıl bir rol üstleniyor?
Normal büyüme ve genetik boy potansiyelinin en iyi şekilde kullanılabilmesi için çocuğun yaşına uygun kalori alması ve dengeli beslenmesi son derece önemli… Özellikle büyümenin hızlı olduğu ilk iki yıl içindeki beslenme bozuklukları kronik ishal ve yetersiz beslenme büyümenin geri kalmasına neden olan faktörlerden…

Peki neden özellikle ilk iki yıl içindeki gelişimi bu kadar önemsiyorsunuz?
Çünkü bebekler ilk iki yıl bu hızlı büyüme periyodunda iyi beslenemez ve yeterli kilo alamazlarsa daha sonra bu açığı kapatmaları mümkün olmayabiliyor. Çocuklar sırf bu nedenle kısa boylu kalabiliyor. Bu yüzden bebeklik dönemindeki beslenme ve kilo artışı bizim için çok önemli… Çocuğun gelişimi sırasında nelere dikkat edilmeli?
Eğer kilosu artıyor ama boyu uzamıyorsa dikkatli olunmalı. Bu durumda tiroid bezinin yetersiz çalışması söz konusu olabiliyor. Büyürken tiroid hormonunu es geçmemek gerekiyor. Çünkü büyüme için son derece önemli. Stres olmasın sevgi olsun!
Sevgisiz büyüyen çocuk kısa boylu kalabilir mi? Bunun önüne geçmek için ne yapmalı? Sağlıklı büyümek için çocuğun psikososyal ortamı da son derece önemli… ‘Psikososyal yoksunluk’ veya ‘psikososyal boy kısalığı’ diye adlandırabileceğimiz bu durum anne-babadan uzak yaşayan veya ebeveynlerinde psikolojik rahatsızlık olan çocuklarda görülüyor. Ayrıca evde sık sık kavga ediliyorsa çocuk anne-babadan sevgi göremiyorsa bu da büyüme hormonunu çok etkiliyor. Bu durumun merkezi sinir sistemi ve hipofiz bezi etkileşimi ile ilgili olduğu ve bu çocuklarda büyüme hormonunun yetersiz salgılandığı ortaya kondu. Bu da stresin büyüme hormonu salgılanmasında çok büyük rolü olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla çocukları mümkün olduğu kadar fazla strese sokmamak gerekiyor. Çocuklar şefkat görebildikleri bir ortama yerleştiklerinde veya stres ortadan kalktığında ise hem büyümenin hızlandığı hem de büyüme hormonu salgısının düzeldiği tespit ediliyor.
Sık sık grip geçirenin boyu yavaş uzar
Geçirilmiş olan hastalıklar büyümeyi olumsuz yönde etkileyebiliyor mu? Evet her türlü kronik hastalık çocuğun büyümesini etkileyebiliyor. Örneğin; kansızlık astım veya sık tekrarlayan enfeksiyonlar da büyüme geriliğine yol açıyor. Bu nedenle çocuklarımızın rutin kontrollerini düzenli olarak yaptırmamız ve büyüyüp büyümediklerini öğrenmek için her seferinde grafik üzerinde değerlendirmemiz şart. Çocuk büyüme eğrisinden bir sapma gösteriyorsa mutlaka ‘Altta yatan bir sebep var mı?’ diye irdelemelisiniz. Çünkü bazen çocukta sağlıkla ilgili hiçbir yakınma olmasa bile sadece büyüme geriliği ile birçok hastalık ortaya çıkabiliyor. Kısalık bölge bölge değişim gösteriyor
Boy kısalığı şehirlere göre değişiyor mu? Bölgelere göre değişmekle birlikte ülkemizdeki çocukların yüzde 10′unda ‘büyüme’ sorunu görülüyor. Örneğin; Hacettepe Nüfus Etitü’nde yapılan bir çalışmada beş yaş ve altı çocukların yüzde 10′unda bodurluk saptandı. Bu rakamlar ülkemizde hamilelerin ve çocukların beslenmesindeki olumsuz koşullardan kaynaklanıyor. Ayrıca ülkemizde anne babaların normal büyüme ve gelişme süreci özellikle de ergenlik dönemi fizyolojisiyle ilgili bilgilerinin eksik olduğunu ortaya koyuyor. Bu eksiklik bazen gereksiz endişelere yol açarken bazen de tam aksine çocuğu doktora gösterme konusunda gecikmeyle sonuçlanıyor. Bunun sonucunda da çocukta ‘boy kısalığı’ gibi bir sorun ortaya çıkıyor. Sabah / Esra Tüzün

Aile içi kavga çocuğu kısa boylu yapıyor

Leave a comment »

Dior 2010 Sonbahar makyajı

-dior-2010-sonbahar-makyaji-.jpg
“Dior kadınları asla utangaç değildir, onlar modern ve cesur kadınlardır” diyor John Galliano. 2010 Sonbahar makyajı ile işte karşınızda Dior!Dior’un 2010 Sonbahar koleksiyonu John Galliano’nun sözlerini haklı çıkarır nitelikte güzelliğe bir övgü aslında… Feminenliğin şehvet uyandıran leylak renkleri, derin morlar, griler ve buğulu kömür tonları ile buluşmasını kutluyoruz bu koleksiyonda.

Gözler bakışlara odaklanıyor; sonsuz gibi görünen kirpikler, gizemli ve buğulu göz kapakları, yumuşak ve pembemsi dudaklar…

, Dior 2010 Sonbahar makyajını gururla sunar!

-dior-2010-sonbahar-makyaji-00-30-26.jpg

Dior Logomania Collector’s Edition in Silver Screen
Dior’un bu sezon “limited edition” serisinden gümüş gri tonlarındaki farı… Işık oyunları yaratan teknolojisiyle
gözlerde dramatik ve parlak etki yaratmak için birebir.

-dior-2010-sonbahar-makyaji-00-30-27.jpg

Dior 5 Colors Designer palette in 808 Pink Design
-dior-2010-sonbahar-makyaji-00-30-29.jpg

Dior 5 Colors eyeshadow palette in 844 Misty Mauve

-dior-2010-sonbahar-makyaji-00-30-31.jpg

Dior Addict Ultra Gloss

-dior-2010-sonbahar-makyaji-00-30-32.jpg

Dior Sérum de Rouge 4 new shades: 3 permanent and 1 LE
-dior-2010-sonbahar-makyaji-00-30-34.jpg

Dior Addict High Color 2 new shades: 1 permanent, 1 LE
“Dior kadınları asla utangaç değildir, onlar modern ve cesur kadınlardır” diyor John Galliano. 2010 Sonbahar makyajı ile işte karşınızda Dior!Chanel 2010 Sonbahar makyajı Canlı pembelerin ve morların ağırlıklı olduğu
Chanel’in 2010 sonbahar koleksiyonu, makyajda yeni fenomenler yaratmaya hazır…

2010 Sonbahar Kış makyaj trendleri P&G Beauty’nin her sezon moda akımlarını belirleyerek hazırladığı trend raporuna göre 2010 Sonbahar/Kış sezonunda ya makyajlı ya makyajsız görüneceğiz. Ortası yok… Detaylar Pudra’da.

Göz renklerine göre makyajı tüyoları Kryolan, bu kış derin ve etkileyici bakışlar için farklı göz renklerine uygun far seçeneklerini makyaj tutkunlarının beğenisine sunuyor.

Chanel’den haki renklerde üç muhteşem oje! 2010 sonbaharının oje rengi belli oldu: Haki tonları… Chanel’in haki tonlarındaki gül, kahverengi ve yeşil ojelerine bayılacaksınız.
Dior 2010 Sonbahar makyajı

Leave a comment »