Archive for Sağlık

Lazer tedavisi’nin iki sorunun çözümünde devrim

Lazer tedavisi'nin iki sorunun çözümünde devrim

Bel ve boyun ameliyatlarının büyük bir bölümünün gereksiz yere yapıldığının altını çizen Dr. Mehmet Yavuz, ML Lazer Tedavisi’nin iki sorunun çözümünde devrim niteliğinde olduğunu söyledi…

Doktora başvurma sebeplerinin en başında boyun ve bel ağrıları geliyor. Birçok kişinin de bildiği gibi öncelikle akla gelen ilk tedavi yöntemi ameliyatlar. Reem Nöroloji Merkezi kurucusu Dr. Mehmet Yavuz, bel ve boyun fıtığı ameliyatlarının önemli bir bölümünün gereksiz yere yapıldığını belirterek, uyguladıkları MLS Lazer yöntemini ve ameliyatsız ulaştıkları başarılı sonuçları anlattı.

LAZER TEDAVİSİ UYGULAYIN

Fıtıklar kişinin hayatını kâbusa çeviriyor diyebilir miyiz?

Tabii ki. Bel fıtığı, belde hissedilen ve belden ya da kalçadan başlayıp ayaklara kadar yayılan şiddetli ağrılardır. Ağrılar bazen dainanılmaz düzeyde olabilir. Özellikle her şeyin mekanikleştiği, kasların artık eskisi kadar kullanılmadığı günümüzde bel ve boyun fıtıkları giderek artış göstermektedir.

Sözünü ettiğiniz MLS Lazer Tedavisi hakkında bilgi verir misiniz?

MLS Lazer tedavisiyle bel ve boyun fıtığı tedavisinin, ameliyatlara da üstünlüğü vardır. Çünkü bel ya da boyun fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendine gelerek tamamen eski normal düzene girebilmesi neredeyse 6 ayı bulmaktadır.

ANESTEZİ YAPILMIYOR

Ayrıca ameliyat ve anestezi komplikasyonları mevcuttur. Birçok hastada ameliyat bölgesinin hassasiyetinden ötürü tekrarlamalar olmakta, aynı kişi aynı bel fıtığından 3-5 defa ameliyat
olmaktadır. Buna mukabil ameliyatlar acil durumlarda ilk seçenek olmalıdır. MLS Lazer terapisi ile uygulama yapılan bölgede; ağrı, enflamasyon ve ödem ortadan kalkar.

Enflamasyon, tüm doku derinliğiyle yok edilerek tablonun düzelmesi ve güçlü analjezik etki ile ağrının ortadan kalkması sağlanır. Derin yapılardaki kas lezyonları, lif zedelenmeleri, kıkırdak dokusu ve bağ dokusu zedelenmeleri MLS Lazer tedavi ile onarılır. Dolayısıyla MLS Lazer terapi, ameliyatsız ve anestezisiz bir yöntem olduğundan bel ve boyun fıtığında çığır açacak bir tedavi durumundadır.

TERAPİNİN YAN ETKİSİ VAR MI?

MLS Lazer Terapi yönteminin hiçbir yan etkisi yoktur. Kaç seans gerekli?

Normal perkutan lazer terapilerinde seans sayıları 30-40 a kadar çıkabilirken, MLS Lazer uygulamalarında genelde 10 seans yeterli olabilmektedir. Diğer lazer tedavilerine
üstünlüğü var mı? Bizim uyguladığımız MLS Lazer Terapi, multiplift sistem olup, en son teknolojik gelişime sahip modern bir uygulamadır. Dolayısıyla diğerlerinden hem etkinlik açısından hem de tedavi süresinin daha kısa olması bakımından birçok üstünlüğü vardır.

Başarı oranı nedir?

MLS Lazer Terapi’nin ameliyat ve anestezi komplikasyonları olmadığı gibi başarı oranı yüzde 99 dur.

Nörolojik kusurlar geri dönebilir mi?

Hastada bulunan, his kaybı, refleks kaybı, kaslarda incelme (atrofi) ve kuvvet kaybı gibi nörolojik kusurlar da tamamen ya da tama yakın geçmektedir.

Tedavide hasta ağrı, sızı, rahatsızlık hisseder mi?

“Hasta herhangi bir şekilde ağrı ve rahatsızlık algılamamakta, klinik tabloya göre takriben bir hafta sonra işine gücüne dönebilmektedir. Diğer tedavi yöntemleri ve ameliyatla
karşılaştırıldığında, özellikle işgücü kaybı dikkate alındığında, lazer lehine kıyaslanmayacak bir maliyet ve konfor farkı göstermektedir.

Lazer tedavisi’nin iki sorunun çözümünde devrim

Advertisements

Leave a comment »

Ekstre edilmiş yağlar

Ekstre edilmiş yağlar

Amerikalılar, rafine edilmiş ve yüksek ısılarda işlenmiş bir yiyecek olan yağdan bol miktarda tüketmektedirler. Yağlar ısıya maruz bırakıldıklarında, temel yağ asitlerinin kimyasal yapısı lipit peroksitler olarak bilinen toksik türevlere ve diğer toksik ve potansiyel olarak kanser yapıcı yan ürünlere dönü­şürler. Sadece normal kilonuza ulaşmanızı engelleyeceği için değil, aynı zamanda potansiyel olarak kanserojen oldukları için kızarmış yiyeceklerden ve ısıtılmış yağdan kaçınmanın en iyisi olduğu açıktır.

Yağı doğanın size sunduğu ambalajıyla alın. İhtiyacınız olan az miktardaki yağı, orijinal, işlenmemiş, ısıtılmamış ve doğal halinde, yani bütün bir yiyecek olarak almak en iyisidir. Öğütülmüş keten tohumu, keten tohumu yağından daha sağlıklıdır, çünkü sadece omega-3 yağını değil, değerli lif, lignan ve diğer fıtobesinleri içerir. Çiğ ay çekirdeği, kabak çekirdeği, mısır, zeytin ve avokadolar sağlıklıdır, ama ekstre edilmiş yağlan sağlıklı olmayabilir. Soğuk pres edilmiş yağlar bile ısının zararlı etkilerine maruz kalırlar ve lipit peroksitler içerir­ler. Bu nedenle, hastalarıma genellikle sıvı yağ yerine, yeterli omega-3 yağı alımını sağlamaları amacıyla, günde bir yemek kaşığı öğütülmüş keten tohumu ya da birkaç ceviz yemelerini öneririm.
Yağı bütün yiyecekten ekstre ettiğinizde, onu antioksidan-lar ve fitokimyasallar açısından zengin olan koruyucu çevre­sinden ayırdığınızı unutmayın. Kalori başına düşen besin oranı orta değerde olan bir yiyeceği, bu oranın daha düşük olduğu bir yiyeceğe dönüştürmüş ve aynı zamanda yağın kalitesini ısı ile bozmuş olursunuz. Kıvırcık salata, lahana ve pazı, lif, vita­minler, mineraller, fitokimyasallar, sebze proteini ve temel yağlar açısından zengin yiyeceklerdir. Yapraklı yeşil sebzelere yiyeceklerin kralı dememin bir nedeni de budur.

Diyetiniz yağsız olmamalıdır. Aslında bu diyeti yağ açısın­dan eksik hale getirmek neredeyse imkansızdır, çünkü yeşil sebzelerde ve fasulyelerde bile faydalı yağlar vardır. Amaç, zararlı ve işlenmiş yağları azaltıp (ya da tamamen diyetten çıkarıp), yerlerine doğal bütün yiyeceklerde doğal olarak bulu­nan faydalı yağları tüketmek olmalıdır. Avokado, ay çekirdeği ve badem gibi yiyeceklerde bulunan işlenmemiş yağlar, doğal yiyeceklerden oluşan bütünsel bir diyeti sağlıklı bir şekilde tamamlayabilir. Bu yiyeceklerdeki kalori miktarı yüksek ol­masına rağmen, E vitamini ve diğer antioksidanlar açısından zengindirler ve yağları ekstre edilip, işlenip şişelere kon­duğunda olduğu gibi, besinsel açıdan fakir değillerdir.
Bununla birlikte, fiziksel olarak çok aktif ve zayıf değil­seniz, ideal kilonuza erişmenizi engelleyecek olan bu yağ açısından zengin bitkisel yiyeceklerden aldığınız miktara dik­kat etmelisiniz. Eğer zayıfsanız ve düzenli olarak egzersiz yapıyorsanız, günde çiğ kuruyemiş ve çekirdeklerden 80-110 gram, bir avokado ya da çok az zeytinyağı tüketebilirsiniz.

Büyümekte olan çocuklar ya da kilo almakta zorlanan bir kişi biraz daha fazla diyetsel yağ alabilir ama yağ yukarıda açık­landığı gibi daha çok bütün yiyeceklerden alınmalıdır.

Fazla kilolu olduğunuzda vücudunuzda yeterince yağ depo­su olduğundan yeterli yağ almamak konusunda endişelenm­enize gerek yoktur. Diyetinizdeki yağ miktarı az olsa bile yağ eksikliği çekmezsiniz. Kilo verirken, enerji için bel çevre­nizdeki yağları kullanacağınızdan aslında “çok yağlı bir diyet” uygulamış olursunuz. Tek önemli konu, sağlıklı bir yağ asidi oranını korumaktır; bu nedenle günde bir yemek kaşığı öğü­tülmüş keten tohumu yemenizi tavsiye ederim. Çoğu kişi keten tohumunu meyvenin ya da salatanın üzerine serperek yemeyi sevmektedir.

Ekstre edilmiş yağlar

Leave a comment »

Kolay yoğurt çorbası

Yine kolay bir çorba tarifimiz var sizlere. Kolay yoğurt çorbası tarifi;

kolay yogurt corbasi1 6889 Kolay yoğurt çorbası

3 Çorba kaşığı yoğurt
1 Yumurta
1 Çorba kaşığı un
1 Tatlı kaşığı tuz
1/2 Çorba kaşığı tareyağı
1/2 Çorba kaşığı nane

kolay yogurt corbasi2 9165 Kolay yoğurt çorbası

Tencereye 4 su bardağı su koyup tuz atarak kaynatınız. Yumurtayı bir kâseye kırıp yoğurt ve un katınız. Çatalla çarparak biraz sulandırınız. Kaynar su ile ılıklaştırıp çorba suyuna karıştırarak ilave ediniz. Yağ koyup bir taşım kaynatınız. Çorba kâsesine boşaltıp üzerine kuru nane serpiniz.

Not: Bu çorba 10 dakika içinde hazırlanır. Lezzetli ve besleyicidir. Yumurta ilave edilmezse yoğurt 6 çorba kaşığı konur.

Afiyet olsun Melek‘ler…

Kolay yoğurt çorbası

Leave a comment »

Kontak lens nasıl takılır ?

Bakımı oldukça zor olan kontak lensleri takmakta büyük bir ustalık ister. Tabi ki alışana kadar;)

lens Kontak lens nasıl takılır ?

Alışmış biri için son derece basit olan bu işlemler,ilk kez kontakt lens kullanacak biri için oldukça zor gürünür.Korkmaya gerek yok.Gerçekten basit olan bu işlemleri sizlere resimlerle anlatıyorum.

Gerekli olan herşeyi ellerinizi yıkamadan önce hazırlayın. Bunlar temiz bir havlu, lensiniz, solüsyonunuz, cımbızınız(opsiyonel) ve aynanız.

Lensi elinize alın

Lensi parmaklarınızın etli kısımlarıyla almaya ve tırnaklamamaya özen gösterin.son derce hassas olan yumuşak lensleriniz en ufak bir tırnak darbesinde yırtılabilir.

Lensinizi sol avucunuza yerleştirin.

Çok degil bir kaç damla solüsyon damlatarak lensinizi temizleyin

Lensi avucunuzun içinde yumuşakça ovalayın ( Küçük daireler çizerek )

Sağ işaret parmağınızı lensin altından kavrayacak şekilde resimde görüldüğü gibi işaret parmağınızın üzerine alın

İşaret parmağınızın üzerinde duran lensin şekli eğer düz ise üst kısmı düzgün durur ters ise dışa dönük durur. Düz durmasına dikkat edin.

Sağ orta parmağınızla gözünüzün alt kirpik bitiminden tutup çekerken sol orta parmağınızlada üst kirpik bitiminden yukarıya doğru çekmeniz gerekmektedir.Böylelikle göz kapaklarınızı sabitlemiş ve lens takmanızı zorlaştıracak kirpik sorununu ortadan kaldırmış olursunuz.

Kontak lens nasıl takılır ?

Leave a comment »

Roman’dan masal gibi elbise koleksiyonu

-romandan-masal-gibi-elbise-koleksiyonu-.jpgRoman, 2011 İlkbahar Yaz sezonunu, 50’li yılların feminen tarzını romantik bir dille yorumladığı koleksiyonuyla karşılıyor. Şık mı şık elbiseler ‘da.Zarif feminen tarzını bu sezon da sürdüren Roman; pembe, uçuk mavi, pudra ve krem renklerinde romantik danteller, ipek şifonlar ve brokarları lüks tasarımlarla buluşturuyor.

Roman 2011 İlkbahar Yaz elbise koleksiyonunu görmek için tıklayın.-romandan-masal-gibi-elbise-koleksiyonu-1-.jpg

-romandan-masal-gibi-elbise-koleksiyonu-2-.jpg

Canlı renklerin ve modern kesimlerin hakim olduğu %100 ipek kapsül koleksiyonuyla minimal alternatifler de sunan Roman, vintage görünümlü taş işlemeli çarpıcı renklerde ipek tuvaletlerden oluşan abiye koleksiyonuyla da fark yaratmak isteyen kadınlara hitap ediyor.

-romandan-masal-gibi-elbise-koleksiyonu-3-.jpg

Roman 2011 İlkbahar Yaz elbise koleksiyonunu görmek için tıklayın.-romandan-masal-gibi-elbise-koleksiyonu-1-.jpg

Roman’dan masal gibi elbise koleksiyonu

Leave a comment »

Evde saç boyarken bunlara dikkat!

Her kadın aynanın karşısına geçtiğinde bir değişiklik görmek ister. Bu değişiklik bazen saç kestirerek bazende saç boyatarak yaşanmaktadır. Saçlarınızı boyatmak istiyor ama kuaförlerde saatler harcamak istemiyorsanız evinizde de saçlarınızı boyayabilirsiniz. Tek yapmanız gereken uzmanların önerilerine kulak vermek…

evde sac boyama Evde saç boyarken bunlara dikkat! Seçiminizi iyi yapın

Daha önce hiç kalıcı boya denemediyseniz önce geçici bir boya seçmeniz iyi olacaktır. Böylece beğenmediğiniz bir sonuç aldığınızda geri dönmeniz kolaylaşır. Teninize uyacak ve doğal saç renginizden iki ya da üç ton koyu olacak bir renk seçin. Beyazlık ya da grilikleri de dikkate alırsanız, birkaç ton koyuluk iyi bir kapatma görevi görecektir. Aksi takdirde bu bölgelerde ilginç turunculuklarınız olabilir.

Doğal boyayla boyanmış bir saça kimyasal boya uygulandığında, kutuda belirtilen süreden daha uzun bir uygulama süresine ihtiyaç vardır. Kimyasal bazlı boyanın kuvvetlenen saça nüfuz etmesi ve bunu aşması daha uzun sürer. Beklenen neticeyi almak bazen birkaç denemeyle mümkün olur.

Kendinizi hazır hissettiğiniz anda adım adım uygulamaya geçebilirsiniz:

1- Saçlarınızın durumunu değerlendirin

Saçınızı boyamadan önce, ne halde olduklarını kontrol edin. Saçınız ne kadar sağlıklı olursa, alacağınız sonuç da o kadar iyi olacaktır. Bu nedenle boyama işlemini gerçekleştirmeden önceki hafta, saçınıza birkaç kez bakım yapın. İçinde, saçları güçlendiren B vitamini, pantenol, E vitamini, avokado veya Hindistan cevizi yağı gibi nemlendirici maddeler bulunduran ürünleri deneyin. Eğer saçlarınız çok kuru ve yıpranmışsa ve kırıklar varsa, o zaman saçı boyamak pek iyi bir fikir olmayabilir. Saçlarınızı biraz kestirip, bir süre bakım uygulamak ve boyayı sonraya bırakmak daha iyi olacaktır. Saçlarınızı boyadıktan sonra da ayda iki kez bakım yapmaya devam edin.

2- Doğru rengi seçin

Başarının anahtarı doğru rengi seçmektir. Parlak gün ışığında doğal saç renginize iyice bakın. Daha sonra gözlerinize ve cilt renginize uyan, bunları tamamlayan bir renk seçin. Örneğin; eğer cildiniz sarımsı veya buğday tonlarındaysa o zaman kırmızı, kestane rengi, bakır veya kızıl – kahve tonlarını tercih edebilirsiniz. Cildiniz beyaz veya kırmızıysa, o zaman küllü renkleri ve bej tonlarını deneyin.

3- Bir yöntem belirleyin

Profesyoneller, yarı kalıcı veya yıkanınca çıkan boyalarla başlamayı öneriyor. Bunlar daha hafif ürünlerdir ve genelde 28 yıkamaya kadar dayanırlar. Kalıcı boya istiyorsanız, damlamayan formülleri tercih edebilirsiniz. Ayrıca kurumuş olan uçlar için, boya öncesi bakım paketi olanları tercih edebilirsiniz. Boyamaya başlamadan önce, kutu üzerindeki talimatları mutlaka okuyun. Böylece uygulamanız daha kolay olur ve alerji olasılığını da düşürebilirsiniz.

4- Rengi korumak için

Saçınızı boyayıp şekil verdikten sonra, elde ettiğiniz rengi korumak isteyeceksiniz. Saç renginizi uzun süre muhafaza etmek için güneş ve klordan uzak durun, saç kurutma makinesi, fön ve maşa gibi sıcaklığı çok yayan aletleri fazla kullanmaktan kaçının. Bunlar hem rengin atmasına hem de saçın yıpranmasına neden olurlar. Saçınızı parlak ve nemli tutmak için, özellikle boyalı saçlar için üretilmiş şampuan, saç kremi ve bakım ürünlerini uygulayın.

Bunlara dikkat:

– Başlamadan önce mutlaka kullanım kılavuzunu iyice okuyun.

– Boyamaya başlamadan önce bütün gereçlerin tam olduğundan emin olun.

– Eski bir gömlek giyin ve eski bir havlu kullanın.

– Saçınızın etrafındaki cildin lekelenmemesi için biraz vazelin sürün, ancak saça bulaştırmamaya dikkat edin.

– Boya sürerken mutlaka eldiven kullanın.

– Saçları bölerken ve boyayı dağıtırken geniş ağızlı bir tarak kullanın.

– Cilde bulaşan boyayı ıslak mendil, şampuanlı veya cilt temizleyicili pamuk ile silin.

– Rengin tutması için saati ayarlayın.

Bunlardan kaçının:

– Saçınız açık kahverengiden daha koyuysa renk açıcı ya da sarartıcı maddeler kullanmayın. Aksi takdirde saçınız turuncu olur.

– Cereyan yapan bir yerde ya da ateş yakınında oturmayın. Bu uygulama sürecini ve sonucu etkileyebilir.

– Bekleme sırasında telefonla konuşmayın, aksi takdirde zamanın nasıl geçtiğini farketmeyebilirsiniz.

Saç boyalarının özellikleri

– Doğal boyalar (bitkisel boyalar) saç telinin içine nüfuz etmez ve beyaz saçı tam olarak kapatamaz. Ancak saça bir ışıltı ve dolgunluk kazandırır. Dolayısıyla saça bakım yapmaları nedeniyle avantajlıdır. Eğer saçınızı boyamak değil de sadece kuvvetlendirmek istiyorsanız, nötr kına uygulayabilirsiniz.

– Doğal boyaların özelliği; sentez ile elde edilmiş boyalarınkine oranla çok daha ufak olan molekülleridir. Bu özellik onların saç telinin tümüne ve özellikle saç telini oluşturan kabuğa nüfuz etmelerini sağlar. Böylece direkt boyaların yaptığı gibi saç renginin geneliyle bütünleşirler.

– Doğal boyalar şampuanlamayla yok olur. Düzenli olarak kullanılırsa yoğunlukları artar. Çünkü saçta halen var olan boyanın üzerine tutunurlar. Böylece doğal boyalar, saçın genel bütünlüğünü bozmadan saç renginin sabit tutulabilmesi açısından yararlıdır.

– Kimyasal boyalara oranla daha uzun bir bekleme süresiyle uygulanmalıdırlar. Bu süre genellikle bir saat olmasına rağmen, her şey saçınızın doğal rengi ve kalitesine bağlı olarak dikkatle uygulanmalıdır. Örneğin açık renk saçta ‘havuç turuncusu’ gibi bir sonuç istemiyorsanız, uygulama süresi kısa tutulmalıdır.

Evde saç boyarken bunlara dikkat!

Leave a comment »

Embriyo dondurma yöntemi maliyeti düşürüyor

Embriyo dondurma yöntemi maliyeti düşürüyor

Uzmanlar, tüp bebek tedavisi sürecinde elde edilmiş ve dondurularak saklanmış embriyolar ile bu sürecin yumurta takip, iğne kullanma ve yumurta toplama bölümlerinin atlandığı için maliyeti de azalttığını ifade ediyor. Türkiye’de ortalama bir uygulama için tüp bebek tedavisinin 4 bin 500-5 bin 500 TL arasında değiştiğini ifade eden uzmanlar, embriyoların dondurulmasıyla tedavi maliyetinde yaklaşık yüzde 75’lik kazanç elde edildiğini belirtiyor.

Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, yaptığı açıklamada, tüp bebek tedavisi gören çiftlerin olası olumsuz sonuçlara karşı
embriyolarını dondurabileceklerini söyledi.

Her tüp bebek denemesinin kişiye maliyet getirdiğini dile getiren Şatıroğlu, ”Olumsuz tüp bebek denemeleri, çifti mali anlamda zorlayabilir. Embriyoların dondurulmasıyla, tüp bebek maliyeti azalırken, anne adayının tekrar tekrar ilaç kullanmasına gerek kalmıyor” dedi.

Şatıroğlu, ”Türkiye’de ortalama bir uygulama için tüp bebek tedavisinin 4 bin 500-5 bin 500 TL arasında değiştiğini, embriyoların dondurulmasıyla tedavi maliyetinde yaklaşık yüzde 75’lik kazanç sağlandığına” dikkati çekti.

-”DONDURULAN EMBRİYOLAR TEDAVİYİ KOLAYLAŞTIRIYOR”-

Tüp bebek tedavisinin hem psikolojik hem de fiziksel olarak yorucu bir süreç olduğuna işaret eden Şatıroğlu, elde edilmiş ve dondurularak saklanmış
embriyolar ile bu sürecin yumurta takip, iğne kullanma ve yumurta toplama bölümlerinin atlandığını söyledi.

Tüp bebek deneme süresinin, en iyi şartlarda yüzde 30-55 arası değişen gebelik oranlarının, aynı oranda hastanın gebe kalamayacağı anlamına da gelebildiğini belirten şatıroğlu, bu yüzden eğer dondurulup saklanmaya imkan verecek sayı ve kalitede embriyo elde edildiyse, hastaya dondurma yaptırmasını önerdiklerini bildirdi.

Embriyoların dondurularak saklanmasının en önemli getirisi, başarısız olgularda 2. defa yapılacak tüp bebek işlemlerine kıyasla tedavi maliyetlerini belirgin olarak azaltmasıdır. Eğer ilk uygulamalarda gebe kalmış ve doğum gerçekleşmişse 2. bebeklerini isteyen çiftlere de daha az zahmet ve maliyetle bu şans tanınabilir.”

Çeşitli sağlık sorunları olan kişilerin de hastalıkları ilerlemeden
embriyo dondurma yönteminden faydalanabileceklerinin altını çizen Şatıroğlu, özellikle kanser ve kemoterapi tedavisi görecek uygun çiftlerde bu uygulamanın yapıldığını ifade etti.

”Dondurulmuş embriyo transferlerinde başarı oranının yüzde 30 civarında” olduğunu vurgulayan Şatıroğlu, bu oranın dondurulan embriyonun sayısı, kalitesine ve muhafaza koşullarının uygunluğuna bağlı olarak değiştiğini söyledi.

Şatıroğlu, ”Embriyolar çözüldüğünde tamamı aynı canlılıkta olmayabiliyor. Bunların yaklaşık dörtte biri telef olabiliyor. Bu riskin azaltılabilmesi için, teknolojik açıdan iyi donanımlı ve uzman ekibe sahip bir embriyoloji laboratuvarında embriyoların kalitesi maksimumda korunabilir” dedi. Şatıroğlu, dondurulmuş embriyo ile oluşan gebeliklerde herhangi bir anomaliye rastlanmadığının
da altını çizdi.

-EMBRİYO DONDURMA İŞLEMİ NASIL YAPILIYOR?-

Embriyoloji Laboratuvarı Sorumlusu Embriyolog Gamze Karababa, embriyo dondurma işlemini şöyle anlattı:

”İlk olarak embriyo transferinden sonra elimizde halen iyi kalitede embriyo varsa, dondurularak saklanması yönünde çift bilgilendiriliyor. Çiftin onayı alındığı takdirde, Sağlık Bakanlığının yönetmeliklerine uygun olarak embriyolar, dondurma kitleri içerisine alınıyor ve (-196) derecedeki sıvı nitrojen tanklarında donduruluyor.

Embriyolara tekrar ihtiyaç duyulduğunda ise sıvı nitrojenden çıkartılarak, oda sıcaklığında çözdürülüyor. Çözülen embriyo, transfer zamanına kadar uygun koşullar altında laboratuvarda muhafaza ediliyor.”

stargazete.com

Embriyo dondurma yöntemi maliyeti düşürüyor

Leave a comment »