Mutlaka Tüketilmesi Gereken 30 Gıda

Gelişimimiz için tüketilmesi gerekli 30 besin maddesi… Vücudumuz için gerekli 30 besin maddesi…

Uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı bilinçli ve dengeli beslenmektir. Bu nedenle yiyeceğiniz besinleri sevdiğiniz için değil gerekli olduğu için seçmelisiniz.

İşte yaşamınız boyunca vazgeçemeyeceğiniz 30 besin;

1. Kinoa: 9 gerekli amino asit içeren kinoa, tam bir proteindir.

2. Bulgur: Lifle dolu olan bulgur lezzetlidir ve iştah açıcıdır. Bulgur ile lezzetli pilavlar yapabilirsiniz.

3. Sardalye bol miktarda protein, kalsiyum ve Omega-3 yağ asitleri içerir.

4. Karalahana: Kalsiyum, beta-karoten ve C vitamini içeren karalahanayı patates kızartmasına alternatif olarak tüketebilirsiniz.

5. Pazı: Yeşil yapraklı bir başka sebze olan pazı, vücudunuza kalsiyum ve lif sağlar. Ispanaktan sıkıldığınızda pazı yiyebilirsiniz.

6. Mantar: Kadınlarda östrojen hormonu seviyesini düzenlemeye yardım ederek göğüs kanserine karşı korur.

7. Arpa: Bol lif içeren arpa kolesterolle savaşır.

8. Fıstık ve badem yağı: Kalp dostu tekli doymamış yağlar, protein bakımından zengin lezzetlerdir.

9. Yulaf unu: Kalp hastalığına karşı savaşmaya yardım eden yulaf unu, çözünebilir lif içerdiğinden sizi öğle yemeğine kadar tok tutar.

10. Yağsız süt: Vücudunuz için gerekli olan 9 besin değeri sunan sütte nörolojik fonksiyonlarınıza yardım eden B vitamini ile kanserle savaşan D vitamini bulunuyor. 10. Yağsız süt: Vücudunuz için gerekli olan 9 besin değeri sunan sütte nörolojik fonksiyonlarınıza yardım eden B vitamini ile kanserle savaşan D vitamini bulunuyor.

11. Yaban mersini: Lifle dolu olan yaban mersini, antioksidanlar bakımından da oldukça zengindir.

12. Yumurta: Beyazı en düşük düzeyde kalori (ve sıfır yağ ya da kolesterol) içeren yumurtanın sarısı ise kötü ünüyle bilinir. Fakat yumurtanın sarısında B12 ile A vitamini ile hamileler için oldukça önemli olan kolin isimli besin bulunuyor.

13. Ispanak: Sağlıklı saçlara sahip olmak için demir ihtiyacınızı ıspanakla karşılayabilirsiniz. Ayrıca, ıspanak folat, ve en az bir düzine flavonoid ile doludur.

14. Kivi: Bu tüylü meyve portakaldan 2 kat fazla C vitamini ile en az muzdaki kadar potasyum içeriyor.

15. Yabani somon: Sahip olduğu omega-3 yağ asitleri ruhsal durumunuzu iyileştirir ve cildinizi parlak tutar. Yabani somon daha az toksine maruz kalmıştır.

16. Sızma zeytinyağı: Tekli doymamış yağın en önemli kaynağı olan sızma zeytinyağınızı makul miktarda tükettiğinizde kalp hastalığı riskini bile azaltabilirsiniz.

17. Kemiksiz, derisiz tavuk göğsü: Yarım tavuk göğsünde sadece 2,5 gram yağ ve 22 gramdan fazla protein bulunuyor.

18. Avokado: Yarım kase avokado sayesinde günlük lif miktarının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayabilirsiniz. Ayrıca bu meyvede kolesterol düşürücü tekli doymamış yağlar bulunuyor. 18. Avokado: Yarım kase avokado sayesinde günlük lif miktarının yaklaşık yüzde 20’sini karşılayabilirsiniz. Ayrıca bu meyvede kolesterol düşürücü tekli doymamış yağlar bulunuyor.

19. Börülce: Antioksidan bakımından zengin olan börülcenin salatasını yapabilir ya da yemeğini pişirebilirsiniz.

20. Yer elması: herkesin çok fazla bilmediği bu gıda da antioksidan, beta-karoten bakımından oldukça zengindir.

21. Edamame: Bu küçük soya fasulyeleri öğütülmüş buğday tahılından daha fazla lif içeriyor ve kızarmış hindi ile aynı oranda proteine sahiptir.

22. Balkabağı: Antioksidan bakımından zengin olan balkabağı cildinizi sağlıklı tutar. Ayrıca içerdiği potasyum ise kan basıncınızı düşürmeye yardım eder.

23. Portakal: C vitamini kaynağı olan portakal, vücudunuzun yağ yakmasına yardım eder. Ve soğuk algınlığını önlemeye yardımcı olmasının yanında, cildinizin esnek tutmak için kolajen sentezini harekete geçirir.

24. Yağsız yoğurt: Probiyotik bakımından zengin olan yoğurtta normal yoğurda göre 8 gram daha fazla protein bulunuyor.

25. Brokoli: Yarım tabak pişmiş brokoli, almanız gereken günlük miktarın yüzde 80’ini karşılıyor. Ayrıca, brokolide kanın uygun şekilde pıhtılaşmasına yardım eden K vitamini bulunuyor.

26. Siyah fasulye: Antioksidan ve magnezyum bakımından zengin olan bu fasulye, sinir ve kas fonksiyonun çalışmasına yardımcı olur.

27. Ceviz: İyi bir omega- 3 yağ asiti kaynağı olan ceviz, kötü kolesterolü düşürür ve iyi kolesterolü yükseltir.

28. Tam tahıllı hamur işleri: Tipik irmik çeşidinden 3 kat daha fazla lif içeren hamur işlerini ölçülü tüketin.

29. Badem: Tekli doymamış yağlarla dolu olan badem, kan damarlarınızı sağlıklı tutar. bitki lifleri kolesterolünüzü düşürmeye yardım eder.

30. Mercimek: Protein bakımından zengin olan mercimekte ayrıca belirli doğum kusurlarını önleyen bir besin olan folattan bol miktarda bulunuyor. (Kaynak: Reader’s Digest Dergisi)
Mutlaka Tüketilmesi Gereken 30 Gıda

Leave a comment »

Kolay yoğurt çorbası

Yine kolay bir çorba tarifimiz var sizlere. Kolay yoğurt çorbası tarifi;

kolay yogurt corbasi1 6889 Kolay yoğurt çorbası

3 Çorba kaşığı yoğurt
1 Yumurta
1 Çorba kaşığı un
1 Tatlı kaşığı tuz
1/2 Çorba kaşığı tareyağı
1/2 Çorba kaşığı nane

kolay yogurt corbasi2 9165 Kolay yoğurt çorbası

Tencereye 4 su bardağı su koyup tuz atarak kaynatınız. Yumurtayı bir kâseye kırıp yoğurt ve un katınız. Çatalla çarparak biraz sulandırınız. Kaynar su ile ılıklaştırıp çorba suyuna karıştırarak ilave ediniz. Yağ koyup bir taşım kaynatınız. Çorba kâsesine boşaltıp üzerine kuru nane serpiniz.

Not: Bu çorba 10 dakika içinde hazırlanır. Lezzetli ve besleyicidir. Yumurta ilave edilmezse yoğurt 6 çorba kaşığı konur.

Afiyet olsun Melek‘ler…

Kolay yoğurt çorbası

Leave a comment »

Yaza daha zayıf girmenin anahtarı

Yaza daha zayıf girmenin anahtarı

Diyetisyen Zuhal Güler Çelik’in önerileri…

1.Yemek yeme alışkanlıklarınızla ile ilgili davranış değişikliği yapın

Az ve sık yemek yiyin, öğün atlamayın. Bu yeme şekli, sizin için uygun olan günlük kalorinin, gün içine dağılmış olarak alınmasını ve vücutta depo edilmeden harcanmasını sağlayan çok önemli bir anahtardır.

Hergün sebze ve meyve yemeye çalışın. Böylece vücudunuzun ihtiyacı olan posayı almış olursunuz.

Yemekleriniz için küçük tabak , salatalarınız için büyük tabak kullanmaya özen gösterin.

Küçük lokmalar halinde yemek yiyin, iyi
çiğneyin, acele yemek yemeyin.

Yemek yerken başka birşeyle meşgul olmayın (TV izleme, gazete, kitap okuma gibi).

Yüksek kalori içeren hazır besinleri çok sık tüketmeyin.

Mutlaka kahvaltı yapın, öğünlerde aşırı yemek yememeye özen gösterin.

Yeterince ve bol su için

Sıkıntılı ve stresliyseniz bunu yemek yiyerek bastırmaya çalışmayın. Stresinizi atmak için kendinize farklı uğraşlar bulun.

2.Yemek pişirme yöntemlerinizle ilgili davranış değişikliği yapın

Etli, kıymalı yemeklere yağ koymayın.

Diyetinizdeki doymuş yağ ve kolesterol miktarını azaltın. Yemeklerinizde zeytinyağı ve diğer bitkisel yağları da kullanın.

Zeytinyağlı sebze yemeklerine az yağ koyun (1 kilogram sebze için 2-3 yemek kaşığı zeytinyağı).

Her türlü kızartmadan uzak durun, evinizde kızartma yapmamaya çalışın. Dışarda yerken de çok sık olmamasına dikkat edin.

Kömür ateşinde, aşırı pişmiş etleri ve salamura ve tütsülenmiş yiyecekleri yemekten kaçının.

Tatlı yerine meyve veya daha hafif olan dondurma gibi sütlü tatlıları deneyin.

Fırında pişmiş börekleri tercih edin.

Yaza daha zayıf girmenin anahtarı

Leave a comment »

Dudak parlatıcısı kanser yapar mı?

Dudak parlatıcısı kanser yapar mı?

Bu tezin doğru olup olmadığından şüpheleniyorsanız, doğru! Ancak bu konuda atlamamanız gereken dudak parlatıcıların dudaklarınızı aynı zamanda koruyan bir ürün olduğu. Dudaklarınız sebum bezlerine sahip değildir, cildiniz gibi doğal olarak yağ üretmezler. Sonuç olarak çabuk kuruyabilirler. Daha önemlisi sebumun doğal koruyucu etkisi hiç yararlı değildir, güneş ışınlarından kolay etkilenmesine neden olur. Sonuç? Kollajen ve elastin dejenerasyonu cilt kanseri riskini artırır.

Çoğu insan dudak kurumasını cilt kanseri riskini görmezden gelerek önemsemez. Önemli olan parlatıcıların güneş ışınlarını dudak bölgenizde yoğunlaştıracağı konusu.. Bu nedenle dışarı çıkarken parlatıcı sürmeyebilirsiniz.

Diğer bir kolay çözüm SPF içeren dudak parlatıcı kullanmak.
Eğer bunları pahalı buluyorsanız dışarı çıkarken dudak parlatıcınızı silip içeride yeniden sürmek olabilir. Bunun için uygun fiyatlı bir dudak parlatıcısı alabilirsiniz.

Hala dudaklarınızı korumak için sevdiğiniz lipstick ya da parlatıcıyı kullanabilirsiniz. E vitamini içerenlerini kullanmanız hem nemlendirici özelliği hem de antioksidan özelliği sebebiyle ne olursa olsun dudaklarınızı güneşin zararlı etkilerinden koruyacaktır.

Dudak parlatıcısı kanser yapar mı?

Leave a comment »

Giden kilolarınız geri gelmesin!

Bir çok bayanın sorunlarından biri de uzun zahmetler sonucu verdiği kiloları diyeti bıraktıktan kısa süre sonra geri almaktır. Uygulayacağınız basit yöntemlerle kiloları vücudunuzdan uzak tutabilirsiniz.

kilo verme6 Giden kilolarınız geri gelmesin!

Nasıl olsa bir – iki kilodan kilodan bir şey olmaz deyip, eskisi gibi kontrolsüz yemeğe mi başlayacağız? Bu kadar çaba harcadıktan sonra tabii ki HAYIR! Çünkü, eski alışkanlıklara dönmenin, verilen kiloları da geri getireceğini hatırlatmak istiyorum. Aslında birçoğumuz kilo korumanın, kilo vermekten daha zor olduğunu birkaç kez deneyimlemişizdir. Kiloyu koruma konusunda yetersiz kalınması, iki temel nedene bağlanabilir.

1 – Gerçekçi olmayan ve ulaşılamaz hedefler belirlenmesi.Sonuca ulaşılsa dahi, o kiloyu korumak zor olur. Çünkü, ulaşılan, bireyin sabitlemekte zorlanacağı kilodur ve birey bunu uzun süreli koruyamaz. Bunun sonucunda da birey kendini kısır bir döngünün (kilo alıp-verme) içinde bulur.

2 – Bireylerin, zayıflama programında kazandıkları beslenme alışkanlıklarını devam ettirmemesi.
Birçok kişi zayıflama programı süresince yaptığı aktiviteyi bıraktığında kiloyu koruyamaz ve tekrar kilo alabilir. Bu programlardaki genel amaçta; kaybedilen kiloların geri alınmasını önlemek veya bu artışın minimum düzeyde olmasını sağlamak, sağlıklı-dengeli beslenmeyi yaşam şekli haline getirmektir.

HAREKET PLANI: NE YAPMALIYIZ?
Kiloyu korumanın sırrı, protein, karbonhidrat ve yağ dengesinde yatar. Yapılan çalışmalar, kilo korumada düşük yağlı diyetlerin daha başarılı olduğunu göstermektedir. Ayrıca diyet ve egzersizle verilen kiloların uzun süre korunabileceği de biliniyor.

“Yine mi diyet yapmam gerekiyor?”, “Ben hiçbir zaman, istediğim gibi yemek yiyemeyecek miyim?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Tabii ki istediğimiz, sevdiğimiz, keyif aldığımız besinleri tüketebileceğiz. Ancak, kilo almak istemiyorsak enerji dengesini sağlamak çok büyük önem taşıyor.

Kilo koruma yöntemi, normal öğününüzde almanız gerekenden daha çok kalori aldıysanız bunu dengeleyebilmeyi sağlar. Bu nedenle, ipin ucunu kaçırdığınızı düşündüğünüzde, o günün akşamı ve ertesi günün öğlenini çorba, salata, zeytinyağlı, yoğurt, meyve gibi hafif besinler tüketerek, alınan fazla kalorileri, dengelemeye çalışabilirsiniz.

Özel bir gündesiniz (doğum günü, parti, kokteyl, yılbaşı, bayram vs), üç seçiminiz olduğunu düşünün ve hangisini seçmek istediğinize siz karar verin.

DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİ!
Bugün sizin doğum gününüz ve arkadaşlarınız akşam için size sürpriz bir parti hazırlamış. Önce yemek yiyeceksiniz, sonra mumlarınızı üfleyeceksiniz. Oysa siz daha yeni fazla kilolarınızdan kurtulmuş-sunuz ve kilonuzu korumak istiyorsunuz.

1. SEÇENEK: BİR GÜNDEN BİR ŞEY OLMAZ
“Bugün doğum günüm, yemek yemek için daha özel bir gün olabilir mi? Canımın istediği kadar yemek yiyip, içeceğim, bir – iki kilodan bir şey olmaz. Ertesi gün aç gezerek dengelerim nasılsa.”
(Maalesef, bu seçim ileriki günlerde daha fazla yeme atağı ve suçluluk psikolojisiyle tüm düzeni bozacak en kötü yoldur.)

2. SEÇENEK: HAYIR, PASTAMDAN DAHİ TADAMAM
“Kilo vermek için o kadar uğraştım, tartıya çıkıp kendimi 100 gram bile almış görmeye tahammül edemem. Çok ısrar ederlerse en fazla bir çatal alırım.”
( Bu seçim de, yasaklama sebebiyle bir süre sonra vazgeçmeyi ve yeniden eski ve kötü alışkanlıklara dönme riski içerir.)

3. SEÇENEK: YEDİKLERİMİ DENGELEYEBİLİRİM
İstediğim kiloya ulaştım. Bugün doğum günüm, tabii ki yemeğimi, pastamı, alkolümü tüketeceğim. Nasıl mı? Ana yemekte ızgara tercih edip, yanında yağsız salata alırım. Bir dilim pasta yiyeceğim için ekmeğimden ve salatamdaki yağdan vazgeçebilirim. Gece ara öğünümdeki meyve yerine de bir – iki kadeh şarap ve bol su içerek geceyi kilo almadan tamamlayabilirim. Yarın da beslenme düzenime aynen devam ederim.

Giden kilolarınız geri gelmesin!

Leave a comment »

Şişmanlığın 8 gizli nedeni

İşte şişmanlığa yol açan faktörler…

Bugüne kadar hesap basitti: Çok fazla yemek ve az hareket etmek kocaman bir göbek demekti. Ancak bu bilgiyi küçücük çocukların bile bilmesine rağmen değişen bir şey olmadı. Dünyada genel olarak baktığımızda obezite azalmıyor tersine artıyor.

Ancak endokrinoloji uzmanları şişmanlığa sebep olan yeni faktörler de keşfettiler. Bilimadamları ‘elbette ki insanların yakabileceğinden daha fazla kalori edinmesi her zamanki gibi en büyük problemimiz’ diyor ancak işin içinde başka faktörlerin de olduğunu belirtiyorlar. İşte şişmanlığa sebep olan gizli düşmanlar:

1. UYKU PROBLEMLERİ
Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla obezite riskine sahip olduklarını ortaya koyuyor. İşin en ilginci anne-babanın obez olması, hareketsizlik, uzun saatler TV seyretmek gibi faktörlerin hiçbir bu çocuklarda uyku kadar etkili olmuyor! Bilimadamları bunu uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesine bağlıyor.

Çünkü leptin vücutta metabolizmanın hızlanmasına yardımcı oluyor ve açlık hissini önlüyor. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Uyku öncesinde yapacağınız ılık bir duş ve içeceğiniz bir bardak sıcak süt sizi daha da rahatlatacak. Eğer kronik bir uyku probleminiz varsa mutlaka bir doktora danışmalısınız.

2. GENETİK MİRAS
Gen araştırmaları şimdilerde şişmanlıkla ilgili araştırmaların en önemli ayağını oluşturuyor. Çünkü açlığın sorumlusunun bazı genler olduğu düşünülüyor. Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar gösteriyor ki vücut ağırlığının yüzde 70′ine kadar olan kısmını genlerimize sadece yüzde 30′luk bir bölümünü ise çevre faktörlerine borçluyuz. Bilimadamları şişmanlığa yol açan gen sayısının 30-100 arasında olduğunu söylüyor.

Hepsinin tek başına çok küçük bir etkileri var. Ancak bir araya geldiklerinde tartının ibresini fırlatıveriyorlar. Buna göre iştahı artıran genler, vücuda elma veya armut formunu veren genler, metabolizmayı yöneten genler belirlenmiş durumda. Yuvarlak genlere sahip olanların maalesef yediklerine çok dikkat etmesi gerekiyor. Her şeyden önce özellikle yaşamın belli dönemlerinde özellikle dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin hamilelik döneminde veya menopoza girerken. Doktorlar gelecekte bu gen durumunu dengeleyecek ilaçların çıkacağını söylüyor. Ama o zamana dek yapılacak şey beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek.

3. İLAÇLARIN ETKİSİ
Pek çok kadın bazı doğum kontrol ilaçlarının yarattığı kilo problemlerinden haberdar. Aslında sadece doğum kontrol ilaçları değil genel olarak pek çok ilaç fazla kiloya sebep olabiliyor. O yüzden hastasına ilaç yazan bir doktorun bu konuda hassas davranması gerekiyor. Örneğin bazı depresyon ilaçları 3-4 kiloya kadar artışa sebep olabiliyor. Tansiyon için kullanılan kimi ilaçlarsa ekstra 2 kilo anlamına gelebiliyor. Diyabet ilaçlarının 3-4, insülin şırıngalarının ise uzun vadede 10-15 kiloya kadar artışa sebep olduğu biliniyor.

Bu yüzden özellikle diyabet problemi olanların erkenden spor yapmaya başlamaları tedavi sırasında gelebilecek kilolara karşı koymaları açısından önemli. Eğer ilaç kullanımında kilo alma gibi bir endişeniz varsa bunu mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız. Belki de daha ince bir alternatifiniz olabilir.

4. KLİMALAR
Üşüdüğümüzde veya terlediğimizde vücudumuz ısıyı ayarlamak zorunda kalır ve bunun içinde enerjiye ihtiyacı olur. Klimalar ise işte bu görevi üstlenirler. Hayvanlar üzerinde yapılan bir deneyde sıcakta veya soğukta kilo verdikleri gözlemlenmiş. Gün boyunca sabit olarak ısıtılan veya klimayla soğutan mekanlarda yaşıyoruz. Bu ısı ortalama 26 derece civarında. Ve tam da bu ısıda ekstra hiçbir şey yakmak mümkün değil. Bu yüzden vücudunuza rahat vermeyin ve onu zaman zaman ısı değişimlerine maruz bırakın. Mesela saunaya girin ardından buz gibi havuzda yüzün. Hatta bazı geceler pencereler açık olarak uyumaktan korkmayın. Bu sizin bağışıklık sisteminizi de harekete geçirecek emin olun.

5. EVLENMEK
Sadece kişisel tecrübeler değil bilimsel araştırmalar da evliliğin yemek alışkanlıklarını hem kadın hem de erkek açısından bilinçsizce değiştirdiğini ortaya koyuyor. İngiltere Newcastle Üniversitesi bilimadamları, yaptıkları çalışmalarda evlendikten sonra erkeklerin daha sağlıklı beslendiklerini, kadınlarınsa yemelerine çok fazla dikkat etmeyip kilo aldıklarını ortaya çıkarmış. Uzmanlar bunun sebebini kadınların daha fazla et ve büyük porsiyonlarda yemek yemesine, evlilikle ilgili strese daha yatkın olmalarına ve genel olarak sağlıksız beslenmelerine bağlıyor.

Peki bu konuda ne yapılabilir? Bilimadamları esprili bir cevap veriyor ya bekar kalacaksınız ya da eski sabit beslenme alışkanlığınızı devam ettireceksiniz.

6. NİKOTİN
Her geçen gün daha çok insanın sigaradan vazgeçmesi sağlık açısından çok güzel bir şey. Ancak bunun etkilerini sadece ciğerlerde ve deride değil maalesef tartıda da görüyorsunuz. Amerika’daki Michigan Üniversitesi bilimadamları sigarayı bıraktıktan sonra sanıldığından da çok kilo alındığına dikkat çekiyor. Diyelim sigara içerken 2-6 kilo fazlanız varsa sigarayı bıraktıktan sonra bu fazlalık rahatlıkla 7-8 kiloyu bulabiliyor. Çünkü nikotin iştahı kesiyor ve metabolizma çalışmasını hızlandırıyor. Ancak kilo bile alsanız yine de değer çünkü sağlığa nikotinden daha fazla zarar veren bir şey yok.

Uzmanlar sigarayı bırakanların özellikle ilk 6 ay çok dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor. Kilo alımını önlemek, kilo almaktan daha kolay. Önemli olan bunun bilincine içtiğiniz son sigarada varmak ve buna göre bir bilanço yapmak. Yani daha az yemek ve daha çok spor yapmak.

7. YAŞ
Araştırmalar, insanoğlunun 20 yaşının ortasına kadar her ay 300 gram aldığını gösteriyor. Yaşlandıkça da kas grubundan kaybediyoruz. Ancak bu kas grubu önemli çünkü tek başlarına bile kalori yakmak için onlara ihtiyacımız var. 25-30 yaşlarında kilo daha da çok artıyor. Bu 40 yaşına kadar böyle gidiyor. Menopoz döneminde östrojen azaldığı için ekstra kilolar alınıyor. Bu yüzden yaşlandıkça kas egzersizlerine önem vermelisiniz. Ayrıca protein tüketimini de artırmalısınız. Çünkü kas gücünü artırmak için proteine ihtiyacınız var.

8. STRES
Bütün bir gün etrafta koşuşturursak aslında kilo vermemiz gerek değil mi? Ancak Amerika’daki Chicago üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bunun aksini gösteriyor. Özellikle kadınlar stres zamanlarında lüzumsuz bir şekilde kilo alıyorlar. Üstelik stres faktörleri ne kadar artarsa o kadar çok kilo alıyorlar. Çünkü stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılıyoruz. Bu da yağ hücrelerini harekete geçiriyor ve enerjinin görevini yapmasını engelliyor.

Bu stres yükü haftalar boyu sürerse o zaman vücut, yağ deposu rezervini artırıyor. Bu yüzden kendinize zaman zaman mutlaka özel vakit ayırın. Stresinizin üstesinden gelebilmek için birileriyle konuşmak ya da düşüncelerinizi yazıya dökmek de iyi gelebilir. Boston Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gerilimden en kolay kurtulmanın yolu onun üzerine gitmek.

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=52976&cat=220&dt=2008/01/26
Şişmanlığın 8 gizli nedeni

Leave a comment »

Kaliteli bir uykunun faydaları

Uyku hem yaşam sağlığımız hemde cildimiz için önemlidir. Uyurken vücudumuzdaki ölü hücreler yenilenir ve cildimiz kendine otomatik olarak bakım yapar. Peki kaliteli bir uykunun başka ne gibi faydaları vardır? Hep birlikte öğrenelim…

kaliteli uyku Kaliteli bir uykunun faydaları Uyku pozisyonlarınızı değiştirin

Sırt üstü yatmaya gayret gösterin. Sürekli olarak yüzükoyun yatmak belli bir süre sonra yüzünüzde kalıcı çizgilere sebep olabilir. Şişkin ve kabarık gözlerden kurtulmak içinse bolca yastık kullanın. Başınızı, kalp seviyenizden birkaç santim yukarıda tutmak bu şişkinlikleri de engelleyecektir.

Yüzünüzü yıkamanın iki önemli rolü vardır: yüzünüze zarar veren kiri temizler ve gece kreminizin daha iyi sonuç vermesini sağlar.

A vitamini ihtiva eden kremler kullanın

A vitamini cildinizin daha genç görünmesinde büyük oranda yardımcı olacaktır. Yüzünüz için kullandığınız kremlerin a vitamini de içermesine dikkat edin.

Göz altı kremleri kullanın

Gözlerinizin altında oluşan çizgilerden kurtulmak için k vitamini ve retinol içeren kremlerden kullanın. 12 hafta boyunca her gece bu kremlerden kullanan kadınların göz altlarındaki çizgiler yüzde 33 oranında azalabiliyor.

Kaliteli bir uykunun faydaları

Leave a comment »