Posts tagged zayıflama

5 günde 5 kilo verdiren diyet

5 günde 5 kilo verdiren diyet listesi ile zayıflama ve kilo verme yolları 5 günde 5 kilo zayıflama, 5 günde 5 kilo diyeti, 5 günde 5 kilo kilo verme, 5 günde 5 kilo

patates diyeti

patates diyeti

5 günde 5 kilo verdiren diyet listesi ile 5 yada 7 günlük bir diyetle 4-6 kilo zayıflama sağlayabilirsiniz. Aşağıda sizlere 1 haftalık bir diyet listesi vereceğim ama dilerseniz 5. günde bu diyeti kesebilirsiniz.

PATATES DİYETİ

Günlük kalori: 600 Kcal

Genel bir diyet zayıflama programı olarak diyetisyenler tarafından tercih edilmeyen bu düşük kalorili diyet tekrarlı olarak uygulanmamalıdır.

Bu diyetin günlük menüleri:

5 GÜNDE 5 KİLO ZAYIFLATAN DİYET: 1.GÜN

· Sabah : 2 orta boy patates (haşlanmış)

· Öğle : 2 orta boy patates (haşlanmış)

· Akşam : 3 orta boy patates (haşlanmış)

2.GÜN

· Sabah : 2 orta boy patates (haşlanmış)

· Öğle : 2 orta boy patates (haşlanmış)

· Akşam : 2 orta boy patates (haşlanmış)

5 GÜNDE 5 KİLO ZAYIFLATAN DİYET: 3.GÜN

· Sabah : 2 orta boy patates (haşlanmış)

· Öğle : 2 orta boy patates (haşlanmış)

· Akşam : 3 orta boy patates (haşlanmış)

5 GÜNDE 5 KİLO ZAYIFLATAN DİYET: 4.GÜN

· Sabah : 1 elma, 2 mandalina

· Öğle : 2 orta boy patates (haşlanmış)

· Akşam : 2 but tavuk ızgara, haşlama, yeşil salata (1 tatlı kaşığı sıvı yağ)

5 GÜNDE 5 KİLO ZAYIFLATAN DİYET: 5.GÜN

· Sabah : 1 elma, 2 mandalina

· Öğle : 1 elma 2 mandalina

· Akşam : 2 porsiyon balık ya da bonfile, karışık salata

5 GÜNDE 5 KİLO ZAYIFLATAN DİYET: 6.GÜN

· Sabah : 1 elma, 2 mandalina

· Öğle : 1 elma 1 portakal

· Akşam : 2 porsiyon balık veya bonfile (karışık salata, 1 tatlı kaşığı sıvı yağ)

5 GÜNDE 5 KİLO ZAYIFLATAN DİYET: 7.GÜN

· Sabah : 1 elma, 2 mandalina

· Öğle : Patates salatası, yeşil soğan ve 1 tatlı kaşığı sıvı yağ

· Akşam : 3 yumurta teflon tavada, yeşil salata

UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

5 günde 5 kilo verdiren diyet

Advertisements

Leave a comment »

Ekinezya Echinacea bitkisi

Evet meleklerim, şimdi sizlere pek duyulmayan ekinezya yni diğer bir imi ile echinacea bitkisi hakkında bilgiler vermek istiyorum. Bu bitki neye iyi gelir faytaları nelerdir içinde neleri barındırır ?

Ekinezya (Koni Çiçeği) (Echinacea purpurea), soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf bağışıklık sistemi ve kanserden korunma gibi durumlarda dünyanın en önemli şifalı bitkilerinden olup; kuru toprak ve ovalar ile seyrek ormanlık arazilerde doğal olarak yetişen çok yıllık bir bitkidir. Uygar dünya bu bitkinin iyileştirici özelliklerini Kuzey Amerika yerli halkından (Kızılderililer) öğrenmiştir.

ekinezya bitkisi 2449 Ekinezya Echinacea bitkisi

Onlar bitkinin kökünü ve yapraklarını her tür yaranın tedavisinde, enfeksiyon ve iltihaplanmalarda, zehirli böcek ve yılan sokmasına, boğaz ve diş ağrısına, kabakulak, çiçek hastalığı ve kızamığa karşı başarıyla kullanıyorlardı.

Bitki Amerika’ ya yerleşen ilk göçmenler tarafından da enfeksiyonlara karşı sık olarak kullanılmıştır. Bu özel tedavi biçimleri bilimsel araştırmalara konu oldu ve 1950’den beri yapılan araştırmalara göre, bitkide bakteri, mikrop ve virüslere karşı oldukça etkili olan maddeler bulundu.

Bu maddelerin başlıcaları; echinacoside, poli-sakkaritler (polysaccharides), poli-asetilenler (polyacetylenes), gliko-proteinler (glycoproteins), kafeik asit türevleri (Cichoric Acid), tri-glikosid (triglycoside), betain, seskiterenler (sesguiterpenes), karyofilen (caryophylene) dir. Bitki bu maddelere ek olarak bakır ve demir mineralleri ile tanenler, protein, yağ asitleri ve A, C, E vitaminleri de içermektedir. Ayrıca bitkinin, etken maddelerinin sinerjik etkisi (birlikte oluşturdukları etki) sayesinde bedenin savunma sistemini (Bağışıklık sistemi) güçlendirerek enfeksiyon tedavilerinde yardım sağladığı da bulundu. Bitkinin tedavi alanındaki değeri öncelikle bu iki özelliğinden kaynaklanmakta olup; bu yüzden araştırmaların çoğu bitkinin bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi üzerine yoğunlaşmıştır. Bağışıklık sistemini uyaran en önemli maddeler ise; T-hücrelerinin ( T- Lenfositler) üretimini ve diğer doğal öldürücü
hücrelerin etkinliğini arttıran poli-sakkaritler’ dir. Ayrıca, poli-sakkaritler’ in doku yenilenmesini hızlandırdığı ve iltihaplanmaları azalttığı da bilinmektedir. Yağda çözünebilen alkilamidler (alkylamides) ve bir kafeik asit glikosidi olan echinacoside maddesi de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. İnsanlar ve hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar; Koni Çiçeği’ nin akyuvarların (Beyaz kan hücreleri – Lökosit) sayısını yükselttiği, onların enfeksiyon bölgesine hareketlerini (göçünü) hızlandırdığı ve böylece bakteri, virüs ve diğer yabancı mikro-organizmaların yok edilmesine yardımcı olduğunu göstermiştir.

Aslında bu bitkiye en duyarlı hücreler; akyuvarlar, T-Lenfositler (Hücresel Antikor), doğal öldürücü hücreler (Natural killer cells) ve makrofajlar’ dır. Bilindiği gibi makrofajlar; vücudun atık toplayıcıları olup, vücuda giren mikro-organizmaların dokulara yayılmasını önler ve lenf sistemini korur. Doğal öldürücü hücreler ise bu adı kanserli veya virüs enfeksiyonlu hücreleri yok ettiği için almıştır. (Kronik yorgunluk sendromunda bu hücrelerin aktivitesi düşüktür.). Bu nedenle Koni Çiçeği, kronik yorgunluk sendromunda da fayda sağlayabilmektedir.

Ekinezya – kinezya en yaygın iki viral hastalık olan soğuk algınlığı ve grip’ in önlenmesinde de büyük bir yardımcıdır. Soğuk algınlığının ilk belirtileri görüldüğünde veya öncesinde alınması etkisini daha da güçlendireblmektedir. Bitki, üst solunum yolları enfeksiyonları ve sinüzit için de tedavi edici bir ajan olarak dikkate alınabilir. Koni Çiçeği, hemen hemen tüm bulaşıcı hastalıklar için de fayda sağlayabilir. Çünkü araştırmalar Koni Çiçeği’ nin sağlıklı dokular ile zararlı mikro-organizmalar arasındaki doğal engeli (bariyer) yok eden bir enzimin oluşumunu önlediğini göstermiştir. T-hücre aktivitesini de hızlandırdığı için romatizmal artrit ve allerji gibi bağışıklık sistemi düzensizliklerinde de kullanılabilir. Ekinezya (Koni Çiçeği), interferon üretimine de yardımcı olmaktadır. İnterferonlar günümüzde özellikle kanser tedavisinde dikkatleri yeniden üzerine çeken,
glilko-protein yapısında bir madde olup; virüsle karşılaşan her türlü canlı tarafından hazırlanabilirler. İnterferonların en önemli etkileri, virüslerin çoğalmasını önleyebilmeleridir. Bu nedenle virüslerin yol açtığı grip, uçuk (herpes), deri ve ağızda kızarma, bademcik iltihabı ve genel olarak viral hastalıkların süresini kısaltma bakımından da interferonlar büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle Koni Çiçeği, burun akıntısı ve boğaz ağrısı gibi semptomların şiddetini ve bunlara neden olan rahatsızlığın süresini de kısaltabilir.

Koni Çiçeği’ nin anti-bakteriyel özellikleri ise; yaraların iyileşme süresini hızlandırmakta ve yanık, böcek ısırıkları, irinli yara, sedef, akne (sivilce) ve egzema gibi cilt rahatsızlıklarında fayda sağlamaktadır. Bitkinin anti-inflamatuar etkisi ise; artrit (mafsal iltihabı) ve lenfatik şişkinlik (Lenfödem) durumlarında faydalı olabilir. Almanya Sağlık Bakanlığı (BGA), Koni Çiçeği preparatlarını yutak, gırtlak ve burunda görülen soğuk algınlığı belirtilerine karşı savunma sistemlerinin (Bağışıklık sistemi) desteklenmesi için önermektedir. Uygulanan kanser tedavilerinde hastanın bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve yaşam standardının yükseltilmesi için Koni Çiçeği preparatları kullanılabilir.

Bu preparatları kemoterapi ile eşzamanlı kullanmış olan kanser hastalarının tedavi süreleri kısalabilmekte ve hasta tedavi süresince, Koni Çiçeği kullanmayan hastalara göre kendini daha güçlü hissedebilmektedir. Ama tüm hastalıkların tedavisinde olduğu gibi, kanser hastalıklarının tedavisinde de karar verecek olan kişi doktordur. Kemoterapi başlangıcından önce, hasta veya hasta yakını tarafından bu konuda bilgilendirilen uzman doktor gereken doğru kararı verecektir.

Ekinezya Echinacea bitkisi

Leave a comment »

Uzun ömrün sırrı

Uzun ömrün sırrı

İlginç bir şekilde, bilimsel araştırmalar tarafından insanların uzun ömür sürmesiyle güçlü bir şekilde ilişkilendirilmiş olan tek bir yiyecek vardır. Sizce bu yiyecek hangisidir?

Cevap, çiğ, yapraklı yeşilliklerdir ki, genellikle buna salata diyoruz. Kıvırcık salata, lahana, collard yeşilliği (brassica oleracea acephala: Güney ABD’de yetişen bir çeşit lahana), pazı ve ıspanak gibi yeşillikler bütün yiyecekler arasında besin açısından en yoğun olanlardır.

Sebzelerin çoğunda kalori başına düşen besin, bütün diğer yiyeceklerdekinden daha fazladır ve bütün gerekli amino asit­ler açısından daha zengindirler. Örneğin, kalorilerinin yüzde 18′i yağdan ve neredeyse yüzde 50′si proteinden oluşan kıvır­cık salata, bizi çeşitli tehlikeli hastalıklardan koruyan yüzlerce kansere karşı savaşan fitobesin açısından çok zengindir. Sağ­lıklı ve hastalığa dirençli bir vücuda sahip olmak şansa bağlı değildir; onu elde etmeniz gerekir.

İnsanlar üzerinde yapılmış olan 206 araştırmanın incelen­mesi, bütün faydalı yiyecekler arasında kansere karşı en güçlü koruyucu etkiyi sağlayanın çiğ sebze tüketimi olduğunu gös­termiştir.18 Bununla birlikte, Amerikalıların yüzde birinden daha azı bu korumayı sağlayacak miktarda bitkisel kaynaklı kalori tüketmektedirler.

Hastalarıma buzdolaplarının üzerine SALATA TEMEL GIDADIR yazan bir tabela koymalarını tavsiye ediyorum.
Burada salata kelimesi çiğ ya da pişmeden yenilen herhangi bir sebze anlamına gelmektedir; bir kasede üzerine sebze konulmuş zeytinyağlı soğuk makarna salata demek değildir. Hastalarımı günde iki tane dev boyutta salata yemeleri için teşvik ediyorum; hedef bir göbek kıvırcık salatanın ya da başka bir salata çeşidinin tamamını bitirmek olmalıdır. Bu tabelayı şimdi hemen gidip buzdolabınıza yapıştırmanızı tavsiye ederim. Sonra yaparım derseniz, unutabilirsiniz. Bu kitaptan tek bir pratik alışkanlık öğrenecekseniz, o alışkanlık bu olsun.

Uzun ömrün sırrı

Leave a comment »

Sezaryen nasıl bir ameliyattır?

Hastaneye gidiş
Doktorunuzla sezaryen operasyonuna karar verdiğiniz günün sabahında sezaryen saatinden 30-60 dakika önce hastanede olmanız gerekir (bazı doktorlar bir gece önceden hastaneye yatırmayı uygun görürler). Anestezi türü ne olursa olsun (epidural ya da genel) eğer ameliyatınız sabah erken saatte olacaksa gece saat 24:00′den sonra hiçbir şey yememeniz ve içmemeniz gerekir. Ameliyat saatinin daha geç olduğu durumlarda en az 6 saat öncesine kadar yemek yiyebilir, su içebilirsiniz. Örneğin ameliyatınız sabah saat 10:00′da planlanıyorsa saat 04:00′den itibaren yeme içme işine son vermelisiniz. Bu son derece katı bir uygulama olup aynı oruç tutar gibi ağızdan mideye hiçbir şey girmeyecek şekilde uygulanmalıdır. Genel anestezi sırasında verilen kas gevşeticilerin etkisiyle mide içeriği geri gelip akciğerlere kaçabileceğinden midenin boş olması çok önemlidir. Epidural anestezi ile sezaryen olacak bile olsanız tedbir olarak midenizin boş olması gerekir.

Hastanede yatış işlemleriniz tamamlanıp odanıza alındıktan sonra hazırlık aşaması başlar

Preoperatif (ameliyat öncesi hazırlık)

Odanıza yerleştikten sonra hemşire gelerek durumunuz ile ilgili öykünüzü alır ve gerekli onay formlarını imzalatır. Daha sonra ameliyat sahasının temizliğini kontrol eder. Eğer kesi alanında tüyler varsa bunları traş eder. Eğer doktorunuzun bu yönde bir istemi varsa barsaklarınızı boşaltmak için lavman yapar. Lavman makattan barsağın son kısmı içine verilen az miktarda bir sıvı şeklinde yapılır ve çok fazla rahatsızlık verici bir uygulama değildir. Sezaryen operasyonları öncesi lavman yapılması şart değildir. Lavman yapıldıktan sonra tuvalete giderek barsaklarınızı boşaltmanız beklenir. Bunun için genelde 5 dakika yeterli olmaktadır. Daha sonra ameliyata giderken giyeceğiniz önlük giydirilir. Ameliyat sıranız geldiğinde ameliyathane personeli sedye ile sizi ameliyathaneye götürür. Sedyeye geçmeden önce tuvalete giderek mesanenizi boşaltmanız gereklidir.

Ameliyathanede hazırlık
Ameliyat salonuna ulaştığınızda buranın tahmin ettiğinizden daha kalabalık olduğunu fark edeceksiniz. İlk önce sedyeden ameliyat masasına geçmeniz istenir. Daha sonra kolunuzdan ince bir katater girilerek serum bağlanır. Diğer kolunuza ise tansiyon aleti takılır. Göğüs kafesi üzerine ameliyat sırasında kalp atımlarınızı monitörde izlemek için küçük transducerler yapıştırılır. Baş parmağınıza ise kanınızdaki oksijen miktarını ölçen bir mandal takılır. Epidural anestezi uygulanacak ise oturur ya da yan yatar pozisyonda takılabilir. Genel anestezi ise takılan bu ince katater yardımı ile damar yolundan yapılır. Epirural kateter takıldıktan ya da genel anestezi yapılacaksa anestezi uzmanı sizi uyuttuktan sonra mesanenize sonda takılır.
Tüm karın bölgesi meme altından bacakların yarısına kadar antiseptik solüsyon ile temizlendikten sonra sadece ameliyat sahası açıkta kalacak şekilde steril örtüler örtülür. Artık bebeği çıkartmaya başlamak için her şey hazırdır. (Bu aşamada farklı uygulamalar vardır. Bazı doktorlar bebeğe az anestezi gitsin diye tüm hazırlıkları hasta daha uyumadan yaparlar. Sonda takılması, hastanın boyanması ve örtülmesi işlemlerini hasta uyanıkken yaparlar. Bu yaklaşım eski tip anestezi ilaçları için geçerli olabilir ancak modern ve güvenli ilaçların kullanılması durumunda bu tür bir yaklaşım hastaya rahatsızlık ve endişe vermekten başka bir işe yaramaz. Bazı doktorlar ise sondayı daha hasta odasındayken taktırmayı tercih ederken bazıları da hiç idrar sondası taktırmaz).

Sezaryen
Tüm hazırlıkların tamam olduğu doktorlar ve hemşire tarafından son kez kontrol edildikten sonra operasyona başlanır. Yasal olarak operasyonda en az biri uzman olmak şartıyla iki hekim hazır bulunmak zorundadır. Yasal zorunluluk böyle olmakla birlikte tüm sezaryen operasyonları ameliyatı yapan ve ona asiste eden iki kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapılır. İlk önce cilt kesilir. Kesinin yeri kasık bölgesinde ortadaki kemiğin iki parmak üzeridir. Bu genelde kasık tüylerinin başladığı çizgiye denk gelen alandır. Kesinin büyüklüğü yaklaşık 10 santimetre kadardır. Ardından sırasıyla ciltaltı yağ dokusu ve karın duvarın en güçlü tabakası olan rektus kası kılıfı (fasya) kesilir. Daha sonra karın kasları (rektus kası) ve karın zarı (pariyetal periton) açılarak karın boşluğuna girilir. Rahimin üzerini örten ince zar tabakası (visseral periton) kesilerek rahim kasına (myometrium) erişilir. Ardından bu
tabaka da açılarak bebeği çevreleyen keseye ulaşılır.Kese patlatıldıktan sonra bebeğin kafası ve ardından gövdesi doğurtulur. Bebek doğurtulurken asiste eden doktor rahmin tepesinden bastırarak operatöre yardımcı olur. Eğer sezaryen epidural anestezi ile oluyor ise bu aşamada karın bölgenizde bir baskı hissedebilirsiniz. Bebek, doğurtulduktan sonra hemen göbek kordonu bağlanıp kesilerek ameliyathanede bulunan bebek doktoruna teslim edilir. Bebek doğduktan hemen sonra size koruyucu antibiyotik yapılır.

Bebeğin eşi (plasenta) çıkartıldıktan sonra rahimin içi temizlenir ve kapatma işlemine başlanır. Kesilen tabakalar tek tek dikilir. Önce uterus kası kapatılır. Ardından kanama kontrolü yapılır. Kanayan yerler varsa buralara ek dikişler atılır. Kanama olmadığından emin olunduktan sonra visseral periton dikilir (Bazı doktorlar bu tabakayı dikmeden bırakabilir.Yapılan çalışmalarda vissereal peritonun dikilmesi ile dikilmemesi arasında herhangi bir fark olmadığı bulunmuştur). Karın boşluğu temizlendikten sonra pariyeteal periton ve ardından kas tabakası dikilir (Bazı doktorlar bu tabakaları dikmeden bırakabilir. Yapılan çalışmalarda pariyetal peritonun ve kasın dikilmesi ile dikilmemesi arasında herhangi bir fark olmadığı bulunmuştur). Daha sonra kas kılıfı altındaki kanayan alanlar koterize edilerek kanama kontrolü sağlanır. Kas kılıfı dikilerek kapatılır. Kapatma işleminin en önemli aşaması budur. Bu tabaka
karın içi organların fıtıklaşmasını engelleyen tabakadır. Ardından cilt altı kanamalar kontrol edilerek bu kat da dikilir ve sıra cilde gelir. Cilt boydan boya dışarıdan ve uçlarında hiçbir dikiş ipliği görülmeyecek şekilde estetik olarak kapatılır ve operasyon tamamlanır. Cilt dikişlerinin daha sonra alınması gerekmez. Bunlar siz fark etmeden kendiliğinden vücut tarafından eritilirler.

Halk arasında bu dikiş türü hatalı olarak laser dikiş olarak bilinmektedir. Laser dikmeye ve birleştirmeye değil kesmeye yarayan bir tekniktir. Laser dikişi diye birşey yoktur. Yapılan estetik dikiştir.

Uygulamalar arasında fark olmasa da kullanılan dikiş malzemesi arasında hekimler arasında ciddi farklar vardır. Bazı doktorlar fasya tabakası dışında tüm tabakalarda katgüt adı verilen organik bir materyal kullanmayı tercih ederler. Bu dikiş materyali koyun ve sığırların barsaklarından üretilmektedir. Organik olduğu için reaksiyon gelişme olasılığı bulunur. Gelişmiş ülkelerde yaygın kullanımı uzunca bir süre önce terk edilmiştir. Deli dana salgınından sonra ameliyatlarda kullanılmaması önerilmektedir. Önerilen materyal bizim de her tabakada tercih ettiğimiz sentetik materyallerdir. En sık vicryl adı verilen iplik kullanılır. Bu iplik hem katgüte göre daha güçlü hem de daha güvenlidir. Katgüt tercih eden doktorlar fasya tabakasını vicryl ile dikerler. Fasya katgüt ile dikildiğinde fıtık olma olasılığı çok yüksektir. Katgüt ile vicryl arasındaki en önemli belirleyici faktör maliyettir. Katgüt çok ucuz bir materyalken vicryl oldukça pahalıdır.

Sezaryen operasyonunda kesilen tabakalar
Cilt
Cilt altı yağ dokusu
Fasya (kas kılıfı)
Karın ön duvarı kası (Rektus kası) *
Pariyetal periton (Karın zarı) *
Visseral periton (Rahimi çevreleyen zar) *
Myometrium (Rahimi oluşturan kas)
Amniyon kesesi (Bebeği çevreleyen zar) **

* Kapatılırken dikilmeden bırakılabilir.
** Tabaka olarak sayılmaz.

Ameliyattan hemen sonra
Cilt dikişi tamamlandıktan sonra hemşire yaranın üzerini antiseptik solüsyon ile temizler ve pansuman materyali ile kapatır. Ardından hastanın vücudunu steril su ile siler. Bu esnada eğer genel anestezi uygulanmış ise hasta uyanmaya başlamıştır. Ameliyathaneden çıktıktan sonra ayılma odasında 30 dakika kadar gözlem altında bekletilip tüm bulguların dengede olduğu görülünce hasta odasına çıkartılır ve yatağına alınır.

Odada
Operasyonun olduğu gün ameliyat sonrası (postop) sıfırıncı gün olarak kabul edilir. Odanıza geldiğinizde eğer idrar sondası takılmış ise bu yerinde olacaktır. İdrarınız varmış gibi hissedebilirsiniz ancak bu yanılsamadır ve sonda mesanede biriken idrarı boşaltmaktadır. Bugünde damardan serum uygulaması devam eder. Postop dönemde yaklaşık 3 litre sıvı alırsınız. Kendinizi iyi hissettiğinizde azar azar su içebilirsiniz. Ameliyattan 6-8 saat sonra rejim 1 adı verilen komposto, hoşaf gibi sıvı maddeler verilecektir. Bu gün su ve size hastane tarafından verilenler dışında başka herhangi bir yiyecek maddesi almamalısınız (bazı doktorlar ameliyat sonrası 24 saat süreyle ağızdan hiçbir şey vermemeyi tercih ederler. Bazı doktorlar ise hasta gaz çıkarana kadar ağızdan beslemeyip damardan sıvı verirler). Ameliyattan 6-8 saat sonra sondanız çıkartılabilir ya da ertesi güne kadar yerinde tutulabilir.

Ameliyattan 6-8 saat sonra hemşireler sizi ayağa kaldırıp oda içinde dolaştırırlar. Mobilizasyon adı verilen dolaşabilme izni son derece önemlidir. Ameliyat sırasında hem karın boşluğu açıldığı ve barsaklar havayla temas ettiği hem de ameliyatta kullanılan gaz gevşeticilerin etkisi ile barsak hareketleriniz durur. Ne kadar erken mobilize olursanız barsak hareketlerinin normale dönmesi o kadar kolay ve çabuk olmaktadır. İlk kez ayağa kalktığınızda baş dönmesi ve göz kararması yaşayabilirsiniz. Bu normal bir durumdur. Kendinizi ayağa kalkacak kadar güçlü hissetmiyorsanız zorlamayın. Yatak içinde bacaklarınızı hareket ettirmeniz de ilk gün için yeterli olabilir (bazı doktorlar hastayı 24 saat ayağa kaldırmamayı tercih edebilirler). Yatak içinde sağ ya da sol yanınıza dönmenizin herhangi bir sakıncası ya da riski yoktur.

Ağrı ameliyat sonrası hasta ve hasta yakınlarının en çok çekindiği konudur. Eğer sezaryeniniz epidural anestezi ile yapılmışsa bu konuda endişe yaşamanıza gerek yoktur. Epidural kataterden sürekli düşük miktarda ağrı kesici verilmektedir. Eğer verilen miktar yeterli gelmez ise epidural katatere ilaç gönderen cihazın düğmesine basarak kendiniz ek dozlar verebilirsiniz. Genel anestezi ile yapılan ameliyatlar sonrasında hastaya PCA (patient controlled analgesia, Hasta kontrollü ağrı giderimi) uygulanır. Bu damar yoluna bağlanan ikinci bir boru yardımıyla ağrı kesici verilmesidir. Hortumun ucu PCA cihazına bağlıdır. Bu cihazdan çıkan bir düğme sizin elinize verilir. Ağrı hissettiğinizde bu düğmeye basarak PCA aletinin damar yolundan ağrı kesici ilaç göndermesini kendiniz sağlarsınız. Cihazın belirli aralıklarla ve toplamda gönderebileceği azami ilaç miktarı anestezi doktoru tarafından önceden ayarlanmıştır. Bu
nedenle siz düğmeye fazla da bassanız cihaz ayarlandığı dozdan fazlasını vermez (PCA maliyeti artıran bir unsur olduğundan her doktor ve hastane tarafından rutin olarak uygulanmaz. Bazı hastanelerde ek ücret karşılığı sunulur). Eğer PCA uygulanmamışsa belirli aralıklarla kalçadan size güçlü ağrı kesici iğneler yapılır.

Odanıza geldikten sonra kendinizi iyi hissettiğinizde bebeğiniz yanınıza getirilir ve onu emzirmenize yardımcı olunur. Emzirirken karnınızda ağrı duyabilirsiniz. Sütün memeden dışarı atılmasını sağlayan hormon ile rahimin kasılmasını sağlayan hormon aynıdır. Bu nedenle emzirirken rahminiz de kasılır ve siz bunu ağrı olarak hissedebilirsiniz. Bu rahmin kendini toplamasını hızlandıran ve kanamayı azaltan bir özelliktir. Eğer isterseniz bebeğinizi hiç bebek odasına göndermeyip 24 saat kendi odanızda ve yanınızda tutabilirsiniz.

Ameliyattan hemen sonra kesi hattı üzerine belirli bir süre kum torbası gibi ağrılıklar konulması sıkça yapılan bir uygulamadır ancak iyi kanama kontrolü yapıldığında hastaya gereksiz ağrı hissettirmesi dışında bir fonksiyonu yoktur.

Ameliyattan sonraki ilk saatlerde sizinle ilgilenen hemşire sık aralıklarla odanıza gelerek nabzınızı sayar, tansiyonunuzu ölçer ve ters giden herhangi bir şey olup olmadığını kontrol eder.

Postop 1. gün
Ameliyatın ertesi günü sabah doktorunuz yara yeri üzerindeki flasteri çıkartır, antiseptik solüsyon ile siler ve üzerine koruyucu bir sprey sıkar. Yara yeriniz artık kapatılmaz, açık bırakılır (bazı doktorlar pansumanı 2-5. günde açmayı tercih ederler, ya da postop1. günde pansuman yapıp yeniden kapatırlar). Bu sabah sondanız ve epidural katateriniz çıkartılır. Damardan sıvı uygulamasına son verilir ve Rejim 2 adı verilen yumuşak gıdaları almaya başlarsınız. Hastabakıcılar sizi yatağınızda siler ve kendi gecelik ya da pijamanızı giydirir.

Barsak hareketleriniz başlayıp gaz çıkardıktan sonra rejim 3 adı verilen normal gıdaları almaya başlayabilirsiniz. Rejim 3 almak için gaz çıkartılmasını beklemek şart değildir. Erken mobilize olan hastaların büyük bir kısmında gaz çıkartmakta sorun yaşanmamaktadır.

Bu gün size düşen en önemli görev mümkün olduğunca çok yürümektir. Yataktan kendiniz tek başınıza kalkabilirsiniz. Bunu yapamadığınızda odadakilerden ya da hemşirelerden yardım isteyebilirsiniz. Gaz çıkışı olmayan hastalar karında şişlik ve ağrı sorunu yaşayabilirler. Kendiliğinizden gaz çıkartamazsanız bazı ilaçlar ve lavman uygulayarak süreç hızlandırılabilir.

Postop 2. gün
Bugün hızla iyileştiğinizi ve pek çok aktivteyi kendi başınıza gerçekleştirebildiğinizi fark edeceksiniz. Postop 2. günde ayakta duş şeklinde banyo yapabilirsiniz. Bunun hiçbir sakıncası yoktur. Duş yapmak kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olur (bazı doktorlar 1 haftaya kadar duş yapmaya izin vermezler). Eğer genel durumunuz iyi ise ve ciddi bir problem yoksa bugün taburcu olup evinize gidebilirsiniz.

Postop 3. gün
Durumunuz artık çok iyidir. Her işinizi kendiniz yapabilirsiniz. İsterseniz her gün duş yapabilir, canınız ne isterse yiyebilirsiniz. Bebek doktorunuz bebeğinizin taburcu olmasına izin verirse taburcu olabilirsiniz. Eğer bebeğinizde yeni doğan fizyolojik sarılığı varsa doktorunuz bebeğinizi eve göndermeyebilir. Bu durumda eğer isterseniz siz de hastanede kalabilirsiniz.

Eve gidince
Eve gittikten sonra doktorunuzla olan ilk kontrolünüze kadar bazı noktalara özen göstermeniz gereklidir.

Ağır fiziksel aktiviteden kaçının. Ancak bu yataktan ya da oturduğunuz yerden kalkmayın demek değildir.

Kanamanız rengi giderek açılarak 2-3 hafta devamlı sürebilir, ara ara kesilip sonra tekrar başlayabilir. Bunlar tamamen normaldir.

Hamilelik süresince kullandığınız demir ve vitamin ilalarını almaya devam edin.

Ağrı kesici olarak doktorunuzun taburcu olurken verdiği ilaçları kullanabilirsiniz.

Bebeğinizi düzenli olarak emzirin. Sütünüzün tam olarak gelmesi 2-3 gün alabilir endişelenmeyin.

Sezaryen nasıl bir ameliyattır?

Leave a comment »

Goya

Acı karpuz, aynı zaman­da goo-fo olarak da adlandı­rılır, bizdeki sakız kabagıyla ya da diğer kabaklarla kar-şılaştırılabilir. Samimiyetle acı, ama bununla birlikte kalori yoğunluğunun düşük olması nedeniyle ve vita­min ve lifler açısından zen­gin olduğu için çok sık tüketilen bir besindir, ama goyanın şaşır­tıcı başka özellikleri de vardır. Yemeklerin şeker verimlerini ya­vaşlatır ve kandaki şeker oranını düşürür. Acılığı (yenilebilen bütün sebzeler gibi biraz acıdır) gerçekten sindirim sistemine yatıştırmaya yardımcı olur, özellikle de karaciğere.

Asyalı baharatçılarda kolayca bulabileceğiniz bu sebze ke­sinlikle sağlık ve güzellik için mükemmeldir. İlginç tadıyla çok hızlı bir şekilde yayılan bir özelliğe sahiptir.

Günlük yemek için 3 fikir
goya-1.jpg Çiğ ve ince ince dilimlenmiş olarak salatalarda, dilim yap­rak olarak sandviçlerde.
goya-2.jpg Pişmiş (sadece birkaç dakika) sebze yemeklerinde, tofu ve yumurtayla
goya-1.jpg İçilerek… şurup gibi.

Goya

Leave a comment »

Teknolojinin bedeli:Elektrosmog!

Teknolojinin bedeli:Elektrosmog!

Cep telefonları, Wi-Fi ağları, yüksek gerilim hatları, mikrodalga fırınlar, baz istasyonları, radyo ve televizyon vericileri, radar sistemleri, askeri gözlem istasyonları, iletişim sistemleri, bilgisayarlar ve elektromanyetik radyasyon ya-yan daha onlarca çeşit kaynak çevremizi sarmış durumda. Maruz kaldığımız elektromanyetik alanlar özellikle son on yıl içinde muazzam bir artış gösterdi. Bu da artık pek çok kişiyi kaygılandırıyor.

Kimi çevre-bilim uzmanları, arılardaki toplu ölümleri elektromanyetik radyasyona bağlıyor. Özellikle son dönemdeki arı nüfusundaki azalma dikkat çekici bulunuyor. Acaba bunun sebebi insan yapısı bu çok güçlü elektromanyetik alanların, arıların dünyanın doğal
manyetik alanına dayalı yön bulma ve navigasyon sistemini bozması olabilir mi diye düşünülüyor. Antenlerinin yanlış mesajlar almasıyla doğal bilgi sistemlerinin ve iletişimlerinin bozulması, bazı araştırmacıların iddia ettiği gibi, bu hayvanların dünyasında bir kaosa mı neden oldu? Eğer arılarda böylesine etkileri olduysa, elektromanyetik radyasyonun insanlarda uzun dönemli bir sağlık riskine neden olacağı kaygıları yersiz mi?

Görmediğimiz, hissetmediğimiz bu güçler dünyanın eko-sisteminde kimyasal çevre kirliliği kadar büyük bir tehdit oluşturabilir mi? Şimdilik kimse ne olduğunu tam olarak bilmiyor.

Şimdilik çocukları koruyun

Cep telefonlarının kullanımı da ‘elektrosmog’a (elektrokirlenme) katkıda bulunan önemli bir faktör olabilir mi? Araştırmacılar bununla
ilgili kesin bir sonuca ulaşmış değil. Yüz milyonlarca kişinin cep telefonu bağımlısı olduğu günümüzde, herkes bu cihazların güvenli olup olmadığını merak ediyor.

International Journal of Radiation Biology dergisinde yayımlanan bir makalede, cep telefonuyla yarım saat konuşanların beyin fonksiyonunda çok hafif bir artış meydana geldiği belirtilmiş, ama buna bağlı ispat edilebilir uzun süreli bir olumsuz etki de tespit edilememiş. İngiltere’de Ulusal Radyolojik Korunma Kurulu (NRPB), ‘elektrosmog’a dikkat çekerek çeşitli çalışmaların bulguları açık- lanıncaya veya ispatlanıncaya kadar, çocuklar için koruyucu bir yaklaşımın benimsenmesini öneriyor. Bilimsel kanıt olmasa da, çocukların cep telefonu kullanı- mının sınırlı tutulmasından yana. Bazı uzmanlar çocukların kafatasının daha ince olması
nedeniyle daha fazla radyasyona maruz kalabileceğini belirtiyor.

Zaman ne gösterecek?

Bu arada içimizi rahatlatacak bir bilgi var, elektro manyetik radyasyon, X ışınları radyasyonu gibi, kanserle bağlantılı DNA değişimlerine neden olan tipte radyasyon değilmiş. X ışınları molekül yapısını değiştirebilirken, elektromanyetik radyasyon bunu yapmıyormuş.
Öte yandan 10 yılı aşkın süredir sağlık hizmetinde tanı amacıyla kullanılan manyetik rezonans (MR) cihazlarıyla bugüne dek çok sayıda hastanın tarandığını düşünecek olursak, bu hastalarda bilinen bir olumsuz etkinin görülmemesi de bir ölçüde içimizi rahatlatabilir herhalde. Hem MR’lar, cep telefonu veya mikrodalgalardan çok daha güçlü.

Elektromanyetik dalgalar insan vücudunu hakikaten zarar verecek şekilde
etkiliyorlar mı, etkiliyorlarsa her gün defalarca kullanılan düşük güçlü bir elektromanyetik alan mı yoksa çok seyrek kullanılan yüksek güçlü bir elektromanyetik alan mı daha çok ve ne şekilde etkiliyor, zaman gösterecek anlaşılan.

Teknolojinin bedeli:Elektrosmog!

Leave a comment »

Hatmi çiçeği

Özellikle de soğuk algınlığına, bornşite iyi gelen hatmi çiçeğinin daha bir çok faydası var Melek‘lerim.

Hatmi çiçeği nasıl yetişir ve nasıl kullanılır; buyrun öğrenelim Melek’lerim.

hatmi Hatmi çiçeği

Diğer Adları: Halk arasında Hitmiye, Hire, Devegülü, Silindir Çiçeği, Gülhatmi gibi adlarla anılır.
Botanik, ve Kimyasal Özellikleri: Drog, Althaea officinalis (Mal-vaceae) bitkisinin Temmuzdan sonbahara kadar toplanan çiçeklerinin kurutulmasıyla elde edilir. Çiçekler mavimsi, bütün kısımları çok tüylüdür. Dış kalis: 6-9 parçalı olup sivri uçlu, iç kalis ise 5 parçalı olup, dış kalis’e göre daha uzundur. Dış ve iç kalis gümüşi yeşil olup demet tüyleriyle sık örtülüdür. Korella: 5. Katlanmış ve biraz buruşuk. 5 cm.’ye kadar geniş, 4 cm.’ye kadar uzun, yuvarlakça üç köşeli ya da ters kalp biçiminde olup üst ucu kunt, taban kısmında beyaz lekeler vardır. Droğun bileşiminde musilaj, tanen, althein denen renk maddesi bulunur.
Kullanılışı: İdrar arttırıcı, ekspektoran olarak kullanılır. Bileşiminde musilaj bulunduğundan dolayı yumuşatıcı etki verir. Bu drog eskiden beri yumuşatıcı olarak kullanılır.

Hatmi Çiçeği Kürleri:

1) 20 gr. hatmi çiçeği 1 lt. suda haşlanır ve haşlanmış sudan bronşitte içilir. 1) Boğaz iltihabına karşı hatmi çiçeğinin gargara ve lapası kullanılır.
1) Bağırsak iltihabında bir miktar hatmi çiçeğinin papatya ile yapılan haşlaması ile lavman yapılır.
1) Bir miktar hatmi çiçeği kurutulur ve balgam söktürücü olarak sigara gibi içilir. 2) Kaynatılmış hatmi çiçeği suyu ile dişetleri gargara yapılır.

Hatmi çiçeğinin bu özellikleri modern tıp tarafından da bilinir.

Hatmi çiçeği

Leave a comment »